LONDRA İNGİLİZCE DİL OKULU
![]()
Çalışanlara Özel Dil Okulu Programlarımız ve Öğrenmek İstediğiniz Herşey
Bu
sayfamızda siz firma çalışanlarına Deren & Koray International Tourism
& Education Center tarafından kısıtlı sürede nasıl ve ne derece etkili
bir İngilizce eğitimi verildiğini anlatacağız. Londra’ya bizlerin
organizasyonu ile gitmeyebilirsiniz. Bir başka firmanın programı ile yurtdışına
eğitimine de katılabilirsiniz. Burada 1989 yılından beri yaşadığımız
tecrübelerimizi sizlere objektif olarak aktaracağız. Böylesine ciddi bir
karar vermeden önce sizleri bilgilendirmenin gerekliliğine inanıyoruz. Şimdi
gelin hep birlikte “YURTDIŞI EĞİTİMİN ANATOMİSİ”ni beraberce
önemli başlıklar altında inceleyelim. Eğer gerçekten ciddi anlamda eğitim
almayı düşünüyorsanız bu sayfaları son derece dikkatli okuyun. Hatta
olanağınız varsa bir yazıcıdan çıktılarını alın ve sessiz bir ortamda
sakin bir kafa ile inceleyin J.
Bu metnin tamamını okumadan linklere basmayın. Linkler ilk etapta dikkatinizi
dağıtabilir. Okuduktan sonra bu linklerle konu ile ilgili sayfalarımıza
kolayca geçiş yapabilirsiniz.
Neden İngiltere?
Sebebi
gayet açık.. Öncelikle şunu kabul edelim. İngilizler bu konuda son derece
profesyonelce çalışıyorlar. Amerika, Avustralya ve Kanada gibi İngilizce eğitimi
veren diğer ülkeler arasında bizce en disiplinli, kurallara uygun eğitim
veren ve eğitim geleneklerini korumayı başarmış bir ülke. Gerçekten İngilizlerin
yaşam tarzlarına da incelediğinizde bunun ne denli geçerli olduğunu tahmin
etmeniz zor olmayacaktır. Olayı bir de Türkiye açısından coğrafik olarak
ele alalım. Büyük Britanya bizlere sadece 3,5 saatlik bir uçak yolculuğu
uzaklığında. Ulaşım maliyeti ise oldukça düşük. Aktarmasız ve direkt uçuşlarla
Londra’ya ulaşmak son derece kolay..
Neden Londra?
Londra
! çünkü bir çok nedeni var. Sırayla inceleyelim. Büyükşehir her zaman
iyi olanaklar ve iyi eğitim anlamına gelir. Öyle ya, günümüzde de ülkemizde
"eğitimde fırsat eşitliği" konusu üzerinde tartışıp dururuz.
Hiç bir zaman İstanbul gibi büyük metropollerde bulunan bir eğitim kurumu
ile Anadolu’da faaliyet gösteren bir eğitim kurumunu kıyaslayamazsınız. Doğru
mu? Aksi ispat edilseydi bugün “eğitimde fırsat eşitliği” başlığında
bir tartışma konusu gündemde olmazdı. Üzücü ama ne yazık ki gerçek. Bu
durum gelişmiş olsun ya da olmasın tüm ülkelerde geçerli. Zaten öyle
olmak durumunda... Nüfusun yoğun oldu yerler, olanakların çoğaldığı,
rekabetin ve dolayısı ile kalitenin arttığı yerlerdir. İster eğitim ister
sağlık, hiç farketmez, her konu için bu böyledir. Okulumuz CSE de 40 yıldır Londra’da hizmet veren köklü ve büyük bir okuldur.
Okulda
alacağınız eğitimden sonra yeri geldiğinde ders çalışacak, yeri geldiğinde
de pratiğinizi geliştirmek için şehri keşfe çıkacaksınız. Şimdi küçük
bir yerleşim biriminde eğitim aldığınızı düşünelim. Okuldan sonra ne
yapacaksınız? Gününüzün geri kalan kısmını hergün kitapların arasına
dalarak geçiremezsiniz.ya ! Sizleri harekete geçirecek, bulunduğunuz ortama
sizleri tam anlamıyla motive edecek aktivitelere ihtiyaç duyacaksınız. Canınız
sıkılacak. Bu 2x2=4 ! Söyler misiniz? Küçük bir kasaba ya da köyde ne
yaparsınız? Hangi sıklıklarda kaç tane aktiviteye katılırsınız? Hele böyle
küçük yerlerde bir de “Türklerle” karşılaşırsanız ! (ki bu Türkler
emin olun sizin seçtiğiniz firma tarafından oraya gönderilmiştir ve gönderilmeye
devam edilecektir). Seyreyleyin o zaman cümbüşü... Peki CSE’te Türklerle karşılaşmayacak mısınız? Tabi ki karşılaşacaksınız
ama Londra büyük bir şehirdir. Kaybolmanız ya da izinizi kaybettirmeniz çok
kolay... Şaka bir yana size şunu garanti etmek istiyoruz. Sizin gibi düşünen
çok öğrencimiz var. Onlar da Türkler’le mümkün olduğunca görüşmek
istemiyorlar. Zaten bu tamamen sizin elinizde.. Türkçe konuşmazsınız olur
biter. Sizi silah zoruyla konuşturan yok değil mi? Konuşmayın da zaten...
Ama gelin bunları köy ve kasabalarda sözde eğitim alan ve can sıkıntısı
yaşayan Türk’lere anlatın. Aynı şey hepimiz için geçerli... Küçük
yerleşim birimlerinden mümkün olduğunca u-zak-du-run ! Yoksa can sıkıntısı
sizi Türk’lere bir adım daha yaklaştıracak, bu can sıkıntınızı ve
motivasyon eksikliği sizleri İngilizce’den en önemlisi İngiltere’den
koparacaktır. Buna izin vermeyin....
Londra
çok ama çok büyük bir şehirdir. Özgürlüğünüzün tadını çıkarın.
Örneğin öğleden sonra müzeleri dolaşın. Elinize sözlüğünüzü alın
ve ilginizi çeken İngilizce açıklamaları okuyun. Bilemediğiniz kelimelerin
önce anlamlarını tahmin etmeye çalışın ve hemen sözlüğe bakın. Alın
size açık hava dersi...Londra’da yeralan dünyaca ünlü birçok müze
bulunmaktadır. Sanat, fen, müzik, özel ilgi alanlarınıza giren tüm müzeler
sizi bekliyor olacak. “Müzelerden sıkılırım” diyenler için de sınırsız
aktiviteler var. Londra sayfalarımızı dolaşarak
bilgi alabilirsiniz. Bu arada bir soru sorduğunuzu duyar gibiyiz. “Neden öğleden
sonra ders yok?”. Bunu anlamanız için CSE Metodu ile eğitim almanız
gerekli. Derslerden çıkarken gerçekten yaşayıp yaşamadığınıza
kendinizi inandırmanız gerekecek. Sizlere okulda kadar yoğun ve sıkıştırılmış
bir eğitim verilecek ki bırakın öğleden sonraki eğitimi, 1 saatlik ek bir
ders almaya dahi halinizin olmadığını göreceksiniz. Bizzat yaşadık ! Öğretmenler
okulda sizleri adeta silkeleyecek. En baştan açıkça belirtelim. Zora
gelemiyorsanız sayfayı şu an terkedin. Ama amacınız gerçekten ciddi ve köklü
bir İngilizce eğitimi almaksa okumaya devam ! Konumuzu dağıtmadan devam
edelim. Londra’nın bizce en büyük ve en yararlı özelliği muhteşem bir
şehir içi ulaşım sisteminin olması. Satın alacağınız günlük, haftalık
ve aylık ulaşım kartları ile otobüs, tren, metro ve hafif raylı sistemi sınırsızca
kullanabilirsiniz. Ben sadece ders çalışmak istiyorum diyenler için de seçenekler
çok. O halde okulun ders çalışma bölümünü de kullanabilirsiniz. Kısacası
beklentilerinizi karşılayacak bir çok seçenekle karşılaşacaksınız...
Neden CSE001?
Madem
İngilizler bu kadar profesyonel, neden bir tek bu okul üzerinde duruyorsunuz?
Başka okul mu kalmadı koskoca Londra’da ? Hem neden tek tercihim olsun ki?
gibi soruları bizlere sıkça soruyorsunuz. Hem çalıştığınız iş
yerinden kısıtlı sürede izin alıyorsunuz, hem de 2-3 aylık sürelerde
bizlerden harikalar bekliyorsunuz ! Şunu iyice bilin ! size birisi kalkıp da
“ben size İngilizce’yi 2-3 ayda öğretirim diye bir iddia da bulunursa, lütfen
o şahsın isim ve kimlik bilgilerini Sayın Uğur Dündar’a ya da Sayın Reha
Muhtar’a bildirin.. Onlar gerekli araştırmayı ciddi boyutlarda sizler için
yapacaklardır. 3 ayda İngilizce’yi ancak standart dışı bir insan öğrenebilir
(yine de öğrenemez ama biz açık bir kapı bırakalım). “O zaman neden bu
programları tanıtıyorsunuz ?” demeyin. Bizim buradaki misyonumuz çok açık
şekilde anlaşılmalıdır. Biz iyi ya da kötü hiç önemli değil, mevcut
olan İngilizce’nizi geliştirme konusunda bir faaliyet gösteriyoruz.. Bu
konuda iddialı, seçici ve son derece de başarılıyız. Asla mütevazi değiliz.
Bu gücü bize güvenen ve bizlerin organizasyonu ile Londra’da bu eğitimi
alan yüzlerce öğrenciden alıyoruz. Evet ! Bu işi Türkiye’de en iyi yapan
legal bir firmayız. Aksini iddia edenlerle de tartışmaya her zaman açığız.
Türk
öğrencilerinin yani sizlerin fiks problemi.... Gramer bilgilerini Türkiye’de
çok iyi alıyorsunuz, yazılanları iyi kötü anlayabiliyorsunuz ya da çeviriler
yapıyorsunuz. Peki konuşabiliyor musunuz? Haydi sınayın kendinizi. Şu an
bir yakınınıza kulak verin, elbet Türkçe konuşan birileri vardır yanınızda.
Haydi durmayın konuştuklarını İngilizce’ye çevirin..Ne kadar başarılısınız?
Yıllardan beri İngilizce “Pratik ve Gramer” konusunda uzmanlaşmış biz eğitimciler
bile İngilizce’yi %100 konuşabiliyoruz deme cesaretini gösteremiyoruz... Bu
cümle kesinlikle şevkinizi kırmasın ! Amacımız sizleri bu rekabet dünyasında
piramitin üst basmaklarına yerleştirmek. Kimse doğduğunda yabancı dil
bilemez. Sistemli, ciddi ve başarılı bir organizasyonla bu işin üstesinden
gelmek mümkündür. Yeter ki önce kendinize sonra da bizlere güvenin.
Okulumuz sizlerin üzerinizde yıllardan beri varolan “konuşursam hata
yapabilirim” çekincesini ortadan kaldıran bir program takip ediyor. Bu
okulda konuşacaksınız. Şartlı reflekslerle cevap verme becerisini kazanana
kadar konuşacaksınız. Üzerinizdeki çekingenliği atacaksınız. CSE öğrencilerine ¼’lük zamanda İngilizce öğretmeyi
garanti eden tek okuldur. Şüphe duymayın çünkü İngiltere’de gerçeğe
aykırı yayın ve reklam yapmak suçtur. Bu konuda son derece hassastırlar.
Zaten böyle bir şüphe duysaydık, bu okulun kapılarını sizlere açmazdık.
Öyle ya ! bu gidişinizin bir de dönüşü olacak. Dönüşünüzde de yüzyüze
geleceğiz. Sizleri memnun etmek bizlerin asli görevi. Bu okulda alacağınız
eğitimi ay bazında 4 ile çarpın ve standart okulda alacağınız eğitimi
hesaplayın. Bu arada kazancınızı da ihmal etmeyin. Barınma, ulaşım ve
yiyecek giderlerinden bahsediyoruz. Bizler için en önemli olan nokta da bu ! Kısa
sürede etkin eğitim veren Londra’daki tek okul ! Merak etmeyin diğer
okulları da denedik. Birer kursiyer gibi “trial-lesson” denen deneme
derslerine katıldık. Bu okuldan sonra ne kadar yavan olduklarını gördük.
Denemesi bedava ! Londra'ya gittiğinizde girin derslerine ! Çok ciddiyiz.!
Biz eğitim otoriteleri olarak öğrencilerimize CSE’i önermiyoruz...Öğrencilerimizi
zorla gönderiyoruz çünkü bu okuldan daha iyi bir okul tanımıyoruz. Bu kısa
sürelerde daha iyi bir eğitim almanız mümkün değil. İster inanın ister
inanmayın.. Herkesi kandırabilirsiniz ama kendinizi asla ! Biz, deneyim ve
bilgi birikimlerimize güvenen kişilere hizmet ediyoruz. Okul hakkında burada
bilgi vermeye kalkarsak sayfanın boyutu ikiye katlayacak. O nedenle bir ara
okulun sayfasını buraya tıklayarak inceleyin ama başta
da belirttiğimiz gibi şimdi değil bu sayfalar bitince...Bir de işin
facia boyutu var.. Ondan da haberiniz yok tabi. Londra’da görevi sadece
üçüncü dünya ülke öğrencilerine vize vermek ve kurs paralarını peşin
alarak öğrenciyi Büyük Britanya sınırlarına sokmak gibi görevleri olan
sahte dil okulları var ! Bunlara “vize fabrikaları” adı veriliyor. İngiltere’deki
Home Office bu okulları yakın takibe almış durumda. Home Office’in kaçak
dil okulları ile ilgili mücadele yöntemlerini burada yayınlamamız doğru
olmaz ancak sizleri bu kaçak dil okullarının varlığından haberdar etmek
istiyoruz. Kısaca eğitim danışmanı olmadan yapacağınız girişimler,
karanlıkta ışıksız yol almaya benzer. Seçim yine de sizin: Turist ya da öğrenci
olmak.