New York nasıl bir şehirdir?
New York için bir tanımlama yapmak, anlatmaya nereden başlayacağımızı
kestirmek çok zor. Her ne kadar kitabımızın başında biraz değindiysek de,
New York hakkındaki izlenimlerimizi sizlerle paylaşmak bizleri mutlu edecektir.
"En"lerin şehri diyerek başlayalım. En iyi, en büyük, en güzel, en çok,
yeri geldiğinde en kötü. Ticaretin, paranın, borsanın, sanatın, kültürün,
eğlencenin, teknolojinin, dünyanın başkenti, Amerika'nın sembolü New York,
Queens, Brooklyn, Staten Island, Manhattan ve Bronx'dan oluşan büyük bir
şehirdir. Şehirde ulaşım Tren, metro, otobüs, nehir ve deniz aracılığı
ile gerçekleşir. Gökdelenlerin kenti New York'ta, Londra'daki gibi kaybolmak
mümkün değildir. Adres için 1 cadde, 1 bulvar ismi ve bina numarası yeterlidir.
Aradığınız yeri elinizle koymuş gibi bulduğunuzu sizler de göreceksiniz.
New York'ta metrolara binişlerinizde metrocardlarınızı turnikelere sliplediğinizde,
turnikeler size geçiş hakkı verir. Aynı kartı otobüslerde de kullanabilirsiniz
(bkz. şehir içi ulaşım). New York bir yeni dünya kenti olmasına karşın
ziyaretçilerine olağanüstü atraksiyonlar sunar. Metropolitan Museum of
Art, American Museum of Natural History, Intrepid Sea-Air-Space Museum,
Solomon R. Guggenheim Museum, Museum of Modern Art, Cooper-Hewitt Museum,
Museum of the City of NY, Ellis Island, Old Merchant's House gibi daha
yazamayacağımız birbirinden değerli müzeleri şehri zenginleştirir. Melting
Pot olarak tanımlanan New York, gerçekten de dünya üzerindeki en kozmopolit
şehirlerdendir. Tüm film yapımcılarını kendisine çeken bu mistik şehrin
her köşesi, bir filmi size mutlaka çağrıştırır. Hollywood yıldızlarının
ve dünyaca ünlü pop starlarının sık sık ziyaret ettiği Amerika'nın doğusunda
yeralan Big Apple, her yıl milyonlarca ziyaretçiyi kendine çekmektedir.
Broadway'da sergilenen herhangi bir müzikale bilet almak için aylar öncesinden
randevu almanız gerekir. Son dakikada iptal edilen rezervasyonlardan artakalan
biletlerden bir tane alabilmek için ise saatlerce kuyrukta beklemeniz gerekebilir.
Times Square'den gece yürüdüğünüzde, parlak ışıklar, neon lambaları, dev
televizyonları, reklam panoları, insanların koşuşturmaları sizi adeta büyüler,
Empire States Building'in, (bürolarını kiralamak ya da satın almak çok
pahalı olduğu için New Yorker'lar bu binaya Empty State Building adını
vermişlerdir) her zaman açık olmayan 381m. yükseklikteki 102.katından 125km.'ye
kadar görüş olanağı sunar. Hele buradan gözleyeceğiniz ufuk çizgisi, unutamayacağınız
anılardan biri olarak hafızanızda yerini alacaktır. Financial District'te
yürürken cebinizdeki paranın Wall Street, NYSE, Federal Reserve Bank, Bank
of NY'tan mutlaka geçtiğini düşünürsünüz. IBM, Paramount Building, Sony,
Chrysler, General Electric, Mobil, Ford Foundation gibi dünyaca ünlü firmaların
kendi binalarının önünden geçerken, sanki eski bir dosta rastlamış gibi
sizde heyecan yaratır ve hemen fotoğraf makinelerinize sarılırsınız, Planet
Hollywood'da hayranı olduğunuz film yıldızlarının el ve ayak izlerinin
resimlerini çekerken, "acaba benim elimle aynı boyutta mı?" diye kendinizce
bir test yapar, manevi bir bağlantı kurmaya çalışırsınız, yine yıldızların
Hard Rock Café'de sergilen eşyalarına bakar, onları orada sergilenen giysi
ya da aksesuarlarıyla hayal edersiniz. Yeni gelen bir ziyaretçi olarak
Hürriyet Anıtı'nın karadan bağımsız bir adada yeraldığını gördüğünüzde
şaşırırsınız, tacına çıkmak için 3 saate yakın beklersiniz ve binbir güçlükle
çıktığınızda, "Bunun için mi bu kadar bekledim?" diye hayıflanırsınız,
Manhattan'ı gece Brooklyn'den izlediğinizde gözlerinizi o güzellikten alamazsınız,
aklınıza hemen Parliament Sinema Klubünün reklam klibi gelir. Evsiz ve
dilenen insanların yanında lüks otomobilleri ve sofistike New Yorker'ları
gördüğünüzde bu kontrast sizde kısa süreli bir şaşkınlık yaratır. Ellis
Island'a bulunan "Immigraton Wall"da ve bilgisayarda Amerika'ya göçmen
olarak gelmiş tanıdıklarınızı arama zorunluluğunu hissedersiniz. Sokaklarında
kaybolmak istersiniz ama kaybolamazsınız, öğrencilerimizin en çok sevdiği
fast food restoranlarından biri olan Kentucky Fried Chicken'ın ne kadar
kötü yapıldığına şahit olur, Londra'ya bu konuda bir artı puan verirsiniz.
Sizlerden dansederek zorla para isteyen bir zenciye cebinizden çıkardığınız
100.000TL'yı verdiğinizde, parayı inceledikten sonra yüzünde beliren mutluluk
ifadesini izlersiniz (hiç şüpheniz olmasın, daha sonra sizi şükranla (!)
anacaktır). Warner Bros'un Six Flags eğlence parkına gittiğinizde Amerikalıların
meşhur tuhaflıkları aklınıza gelir. Aklı selim sahibi bir insanın binmeye
cesaret edemeceği bir çok atraksiyona sahip bu parka girer girmez selim
olan aklınızı bir kenara koyup bu dünyada kaybolmak için sabırsızlanırsınız.
Viper, Flash Dance, Batman Rider ve bu yıl parka yeni gelen Batman &
Robin reflekslerinizi ve vücudunuzda varlığını o güne kadar hissetmediğiniz
kaslarınızı kilitler. Özellikle çene kaslarınız ve ses telleriniz, parktan
sonra ilk bakıma almanız gereken önemli vücut bölümleridir. Freefall, sizlere
bungee-jumping'i aratmayacak kadar heyecanlı, santrifuj üzerinizden araba
geçmiş gibi bir izlenim bırakan, waterlog ise elbiselerinizle duş almanıza
yardımcı olacak çılgınlıklardan sadece birkaçıdır. Nefes kesen dublör gösterileri,
Giant American Scream Machine ve parkın en uysal aracı olan teleferik,
Warner Bros'un, Tazo'su, Bugs Bunny'si, Tweety'si, kedisi, Duffy Duck'ı,
Skunk'ı yaşamınıza ayrı bir renk katacak, sizi adeta 100 yıllık bir uykudan
kaldıracak olan en önemli yardımcılardır. New York bambaşka bir şehirdir.
Daha yazacağımız elbette çok şey var. New York'u hayallerinize hapsetmeyin,
Deren Koray'la yaşayın, sizlere orada göstereceğimiz çok şey var! Deren
Koray tıpkı Londra programında olduğu gibi New York programlarını da video
kamera ile görüntüler ve program sonunda veli ve öğrencilerimize hediye
eder ve bu güzellikleri bir ömür yaşatır.