Londra nasıl bir şehirdir?
 Londra'yı 5 kelime ile özetlemek olasıdır: Teknoloji, kültür, müzik, tarih ve eğlence merkezi. Londra, 6 ana bölgeye bölünmüş, İstanbul'un yaklaşık 2 katı büyüklüğünde olağanüstü büyük bir metropoldür. Şehirde ulaşım başlıca metro, tren, otobüs ve hafif raylı sistem ve nehir taşımacılığı ile gerçekleşmektedir. Yaklaşık 250 adet metro istasyonu ve Londra'yı her yönden kesen 11 metro, 3 Network ve 4 Hafif raylı sistem hattı bulunmaktadır. (İstanbul'a sadece 7 duraklık bir hat, halen inşa edilmektedir.) Bu sistemler sayesinde Londra "Dünyada kaybolunacak en son şehir" ünvanını almaktadır. Metro ve tren istasyonlarına girişler ve çıkışlar tamamen bilgisayar kontrollüdür. Bu noktalardan geçebilmek ve sınırsız seyahat edebilmek için elektronik gişelerden günlük, haftalık veya aylık travelcardlar almak gereklidir. Gruplar için özel kartlar gişelerden alınır. Londra, adeta kültür yuvasıdır. Müzeleri, tarihi yapıları ve geleneksel İngiliz kültür öğeleri şehri daha da çekici kılar. Kesinlikle görülmesi gereken 100'e yakın ana turistik merkez vardır. Bunun dışında İngiliz yaşam stilini sergileyen yüzlerce özel cadde ve etnik grupların yaşadığı mahalleler vardır. İngiltere'ye gelip de buraları görmemek affedilmez bir organizasyon eksikliğidir. Londra'yı Londra yapan diğer bir özelliği de dünyanın bir numaralı müzik merkezi olmasıdır. Her köşe başında, hatta metro istasyonlarında bile müzik ile uğraşan amatör kişi ve grupları görmek mümkündür. Çok katlı müzik marketler, turistik işporta tezgahları, turistik bölgelerdeki müzisyenler, Wembley Stadium'da yapılan dünyaca ünlü yıldızların konserleri şehre ayrı bir hava verir. Diskolar, Cafe Barlar ve Publar aynı zamanda birer müzik merkezidirler. En ilginci ise yolda yürürken Take That gibi ünlü grupların üyelerine rastlamak hiç de sürpriz değildir. Eğlence deyince İngilizler'in bu konuda ne derece profesyonel olduğunu söylersek umarız şaşırmazsınız. Kentin her köşesi eğlence merkezleri ile doludur. Bunun yanısıra hemen şehir dışında yeralan, Lunapark türü ve Safari Park niteliğinde 5 ana eğlence merkezi daha bulunmaktadır. Londra'nın coğrafik konumu nedeniyle yazın hava saat 21:45'de kararır. Bu saatten sonra kutuptaki ışımayı tüm gece boyunca gözlemek mümkündür. Kışın ise hava çok erken bir saatte kararır. Londra'da bir süre yaşayan öğrencilerimiz, sürekli yağmurun yağmadığını, sadece kırmızı tuğlalı evlerin bulunmadığını ve en önemlisi "Soğuk İngiliz" imajının ne kadar yanlış olduğunu kısa sürede farkederler ve bunu bizlere itiraf ederler. Londra romantik bir şehirdir. Gece Leicester Square'de mini bir jeneratörle elindeki enstrumanlara enerji sağlayan bir sanatçının söylediği şarkılara yere oturarak eşlik ederseniz. Piccadilly Circus'ta Times Square'i aratmayan ışık cümbüşü altında gösteri yapan modern yerlilerin tam tam ritmlerine kendinizi kaptırıp, geleneksel Türk dansının en güzel örneklerini İngilizlerin ve turistlerin şaşkın bakışları arasında sergilersiniz, Shaftesbury Avenue'den yürürken Rainforest Café'nin olağanüstü dizayn edilmiş mekanını görmeden geçemezsiniz. Dünyaca ünlü şov ve müzikallere bilet alabilmek için uzun kuyruklardan birine takılmanız gereklidir. Odeon sinemasında ülkemize ne yazık ki 1 ay sonra gelecek olan filmi en kısa sürede görebilmek için sabırsızlanırsınız. Karnınız o anda aç değilse bile Burger King, Mc Donald's, Pizza Hut, Aberdeen Stake House ve KFC'in lezzet kuşatmasından kaçamazsınız. Hızınızı alamaz Sega World'e dalar 6 katlı bu 21. yüzyılın sanal eğlence kompleksinde kendinizi kaybedersiniz. Çıkış kapısını bulmak işinize gelmez, internette sörf yapar gibi yan tarafta girişi bulunan Londra'nın en büyük müzik marketlerinden biri olan HMV'nin dünyasına dalarsınız, oradan Adrenaline Zone'a, oradan Rock Circus'a derken kendinizi bilmediğiniz bir yerde bulursunuz. Pepsi'nin sponsorluğunu yaptığı dünyanın ilk kapalı alanında kurulmuş Freefall ile yere yapacağınız bir serbest düşüş, sizde koltuktan kalkamayacak kadar fiziksel bir etki bırakacak. Chessington World of Adventures'ta kendinizi kaybedersiniz, hayatınız boyunca böylesine güzel düzenlenmiş bir eğlence parkı her halde görmemişsinizdir. Rameses' Revenge ile dünyaya tersten bakacak, Vampire ile uçacak, Mystic River'dan sal ile aşağı düşecek, Magic Carpet ile alabora olacak, Rattle Snake'de dua repertuarınızı zenginleştirecek, hayvanların dünyasında kaybolacaksınız. Aslında daha yapılacak çok şeyler var ama gerisi bizce sürpriz kalmalı. London Aquarium'a gittiğinizde köpekbalılları ile bakışmalarınızda "İyi ki akvaryumun içinde değilim" diye içinizden geçirirsiniz. Houses of Parliament, Westminster Bridge ve Big Ben'in gece Thames nehrine akseden ışıkları karşısında fotoğraf makinenize sarılırsınız ama çekmeyeceğini bildiğiniz için içiniz burkulur. Neyse ki Deren Koray'ın DV kamerası devreye girer ve sizler için bu muhteşem manzara görüntülendikten sonra, diğer program görüntülerini de içeren bir video kaset, bir yaşam boyu saklayacağınız anı olarak bizlerden size hediye olarak verilir.

New York nasıl bir şehirdir?
 New York için bir tanımlama yapmak, anlatmaya nereden başlayacağımızı kestirmek çok zor. Her ne kadar kitabımızın başında biraz değindiysek de, New York hakkındaki izlenimlerimizi sizlerle paylaşmak bizleri mutlu edecektir. "En"lerin şehri diyerek başlayalım. En iyi, en büyük, en güzel, en çok, yeri geldiğinde en kötü. Ticaretin, paranın, borsanın, sanatın, kültürün, eğlencenin, teknolojinin, dünyanın başkenti, Amerika'nın sembolü New York, Queens, Brooklyn, Staten Island, Manhattan ve Bronx'dan oluşan büyük bir şehirdir. Şehirde ulaşım Tren, metro, otobüs, nehir ve deniz aracılığı ile gerçekleşir. Gökdelenlerin kenti New York'ta, Londra'daki gibi kaybolmak mümkün değildir. Adres için 1 cadde, 1 bulvar ismi ve bina numarası yeterlidir. Aradığınız yeri elinizle koymuş gibi bulduğunuzu sizler de göreceksiniz. New York'ta metrolara binişlerinizde metrocardlarınızı turnikelere sliplediğinizde, turnikeler size geçiş hakkı verir. Aynı kartı otobüslerde de kullanabilirsiniz (bkz. şehir içi ulaşım). New York bir yeni dünya kenti olmasına karşın ziyaretçilerine olağanüstü atraksiyonlar sunar. Metropolitan Museum of Art, American Museum of Natural History, Intrepid Sea-Air-Space Museum, Solomon R. Guggenheim Museum, Museum of Modern Art, Cooper-Hewitt Museum, Museum of the City of NY, Ellis Island, Old Merchant's House gibi daha yazamayacağımız birbirinden değerli müzeleri şehri zenginleştirir. Melting Pot olarak tanımlanan New York, gerçekten de dünya üzerindeki en kozmopolit şehirlerdendir. Tüm film yapımcılarını kendisine çeken bu mistik şehrin her köşesi, bir filmi size mutlaka çağrıştırır. Hollywood yıldızlarının ve dünyaca ünlü pop starlarının sık sık ziyaret ettiği Amerika'nın doğusunda yeralan Big Apple, her yıl milyonlarca ziyaretçiyi kendine çekmektedir. Broadway'da sergilenen herhangi bir müzikale bilet almak için aylar öncesinden randevu almanız gerekir. Son dakikada iptal edilen rezervasyonlardan artakalan biletlerden bir tane alabilmek için ise saatlerce kuyrukta beklemeniz gerekebilir. Times Square'den gece yürüdüğünüzde, parlak ışıklar, neon lambaları, dev televizyonları, reklam panoları, insanların koşuşturmaları sizi adeta büyüler, Empire States Building'in, (bürolarını kiralamak ya da satın almak çok pahalı olduğu için New Yorker'lar bu binaya Empty State Building adını vermişlerdir) her zaman açık olmayan 381m. yükseklikteki 102.katından 125km.'ye kadar görüş olanağı sunar. Hele buradan gözleyeceğiniz ufuk çizgisi, unutamayacağınız anılardan biri olarak hafızanızda yerini alacaktır. Financial District'te yürürken cebinizdeki paranın Wall Street, NYSE, Federal Reserve Bank, Bank of NY'tan mutlaka geçtiğini düşünürsünüz. IBM, Paramount Building, Sony, Chrysler, General Electric, Mobil, Ford Foundation gibi dünyaca ünlü firmaların kendi binalarının önünden geçerken, sanki eski bir dosta rastlamış gibi sizde heyecan yaratır ve hemen fotoğraf makinelerinize sarılırsınız, Planet Hollywood'da hayranı olduğunuz film yıldızlarının el ve ayak izlerinin resimlerini çekerken, "acaba benim elimle aynı boyutta mı?" diye kendinizce bir test yapar, manevi bir bağlantı kurmaya çalışırsınız, yine yıldızların Hard Rock Café'de sergilen eşyalarına bakar, onları orada sergilenen giysi ya da aksesuarlarıyla hayal edersiniz. Yeni gelen bir ziyaretçi olarak Hürriyet Anıtı'nın karadan bağımsız bir adada yeraldığını gördüğünüzde şaşırırsınız, tacına çıkmak için 3 saate yakın beklersiniz ve binbir güçlükle çıktığınızda, "Bunun için mi bu kadar bekledim?" diye hayıflanırsınız, Manhattan'ı gece Brooklyn'den izlediğinizde gözlerinizi o güzellikten alamazsınız, aklınıza hemen Parliament Sinema Klubünün reklam klibi gelir. Evsiz ve dilenen insanların yanında lüks otomobilleri ve sofistike New Yorker'ları gördüğünüzde bu kontrast sizde kısa süreli bir şaşkınlık yaratır. Ellis Island'a bulunan "Immigraton Wall"da ve bilgisayarda Amerika'ya göçmen olarak gelmiş tanıdıklarınızı arama zorunluluğunu hissedersiniz. Sokaklarında kaybolmak istersiniz ama kaybolamazsınız, öğrencilerimizin en çok sevdiği fast food restoranlarından biri olan Kentucky Fried Chicken'ın ne kadar kötü yapıldığına şahit olur, Londra'ya bu konuda bir artı puan verirsiniz. Sizlerden dansederek zorla para isteyen bir zenciye cebinizden çıkardığınız 100.000TL'yı verdiğinizde, parayı inceledikten sonra yüzünde beliren mutluluk ifadesini izlersiniz (hiç şüpheniz olmasın, daha sonra sizi şükranla (!) anacaktır). Warner Bros'un Six Flags eğlence parkına gittiğinizde Amerikalıların meşhur tuhaflıkları aklınıza gelir. Aklı selim sahibi bir insanın binmeye cesaret edemeceği bir çok atraksiyona sahip bu parka girer girmez selim olan aklınızı bir kenara koyup bu dünyada kaybolmak için sabırsızlanırsınız. Viper, Flash Dance, Batman Rider ve bu yıl parka yeni gelen Batman & Robin reflekslerinizi ve vücudunuzda varlığını o güne kadar hissetmediğiniz kaslarınızı kilitler. Özellikle çene kaslarınız ve ses telleriniz, parktan sonra ilk bakıma almanız gereken önemli vücut bölümleridir. Freefall, sizlere bungee-jumping'i aratmayacak kadar heyecanlı, santrifuj üzerinizden araba geçmiş gibi bir izlenim bırakan, waterlog ise elbiselerinizle duş almanıza yardımcı olacak çılgınlıklardan sadece birkaçıdır. Nefes kesen dublör gösterileri, Giant American Scream Machine ve parkın en uysal aracı olan teleferik, Warner Bros'un, Tazo'su, Bugs Bunny'si, Tweety'si, kedisi, Duffy Duck'ı, Skunk'ı yaşamınıza ayrı bir renk katacak, sizi adeta 100 yıllık bir uykudan kaldıracak olan en önemli yardımcılardır. New York bambaşka bir şehirdir. Daha yazacağımız elbette çok şey var. New York'u hayallerinize hapsetmeyin, Deren Koray'la yaşayın, sizlere orada göstereceğimiz çok şey var! Deren Koray tıpkı Londra programında olduğu gibi New York programlarını da video kamera ile görüntüler ve program sonunda veli ve öğrencilerimize hediye eder ve bu güzellikleri bir ömür yaşatır.
 

<< << << << <<------- Soru indexine dönmek için basınız.