NEW YORK NEW YORK

 

NEW YORK YAZ OKULU PROGRAMIMIZDA ÖĞLEDEN SONRALARI VE HAFTA SONLARI ÖĞRENCİLERİMİZLE BERABER İNCELEYECEĞİMİZ MERKEZLER

Öğrencilerimize sunduğumuz Londra ve New York gezi programları ve web sitemizdeki bilgilerin her hakkı saklıdır.

Deren Koray Tourism © Copyright 2006

(Merkezleri, sanal New York turumuzda izleyebilirsiniz. Her bölge için ayrı bir link verilmiştir)

South Street Seaport: İşte ilk bakışta New York'ta olduğuna inanamayacağınız, tarihi yelkenlilerin demir attığı, 21. Yüzyılın gökdelenlerinin, Seaport Plaza'nın gölgesinde yeralan müthiş bir liman. New York'un en iyi mekanlarından biri olan Brooklyn Köprüsü ile başbaşa kaldığınız Pier 17. Dünyaca ünlü deniz restoranlarının, her millettin yerel mutfağından en güzel örnekleri bulacağınız eşsiz bir atmosfer. East River Brooklyn üzerinde yeralan bu şirin liman, her yıl genç Deren Koray'lılar tarafından çok beğenilmektedir. Hediyelik eşyaların, şekerlerin, elbiselerin satıldığı alışveriş merkezi ile devlet büyüklerimizin ve ünlü yıldızlarımızın New York'ta arasıra kaçamak yaptığı yerler arasındadır South Street Seaport. Hemen arkada bulunan Fulton Fish Market'ten gelen taze balık kokusu sizi İstanbul'a bir an götürüp getirir. Godzilla da bu kokuyu duyduğu için oraya gelmişti. Seyredenler bilir, hele hele 1998 New York programımıza katılan Deren Koray'lılar çok daha iyi bilirler. Cannon Street üzerinde sokak çalgıcılarının müzikleri ile renklendirdikleri bu hareketli merkez, Fulton Street üzerinde yaralan 1912 yılında yüzyılın en büyük deniz faciasında, Titanic'te hayatlarını kaybeden yolcular adına dikilmiş Titanic Memorial ile son bulur. Buradan yapacağımız kısa bir yürüyüşle tarihi Brooklyn Köprüsü'ne geçiyoruz.

Brooklyn Köprüsü: Manhattan ile Brooklyn'i bağlayan ve 1883 yılında hizmete açılan bu mistik köprü, inşa edildiğinde bir zamanlar dünyanın en geniş asma köprüsüymüş. Bizim boğaz köprüsünü yapacağımızı nereden bilebilirlerdi ki?. 16 yılda bitirilebilen bu şaheser, 600 işçi ile bitirilebildi ve inşaası sırasında 20 işçi yaşamlarını yitirdi. Her bir çelik kablosu inanmayacaksınız ama 5657 km uzunluğunda rüzgar, yağmur ve kar gibi doğal etmenlerden koruyabilmek amacıyla bakırla galvanize edilmiş kablolardan oluşmuştur. Suspansiyon yapı kurulmadan önce 1875 yılında Gotik tarzda 84 m uzunluğunda her iki yakaya yapıyı taşıyacak binaları inşa etmişlerdir. Köprüyü dinamik tutan 4 çelik kablo dünyadaki en sert taşlardan biri olan Kapadokya'daki peri bacalarının strüktüründe yeralan granit taşlarının içine fikse edilmiştir. Dünya üzerindeki en sağlam köprülerden biridir. Köprüyü taşıyan kablolar özel bir yöntemle sarılmıştır ve kopması imkansızdır. Sağlam olduğuna gerçekten inandığımız bu köprününün yaya yolu sarı bir çizgi ile ortadan ikiye bölünmüştür. Sol tarafı tamamen yayalara sağ tarafı da kaykaylı ve bisikletlilere ayrılmıştır. Onların sahasına geçtiğiniz anda şiddetli bir tepkiyle karşılaşırsınız ve yanınızdan hızla geçerler. Köprünün tam ortasına geldiğimizde Manhattan buradan ayrı bir güzel görünür ve hemen fotograf makinelerine sarılırsınız. Araba tekerleklerinin çıkardığı gürültü, milyonlarca arının bir anda çıkarabileceği bir sese eşittir ve iyi bir sinir sistemi ister. Yine de Brooklyn Köprüsüz bir New York düşünülemez, bu nedenle bu tarihi köprüyü her sene ziyaret ederiz..

Manhattan: İşte New York'u New York yapan en önemli bölge, dev gökdelenlere, şehrin en yoğun trafiğine sahip kesimi, hareketli, dinamik ve modern Manhattan. 100 Km uzaklıktan dahi seçilebilen elit bir semt. Tepelik anlamına gelen ve New York'un ilk yerlileri tarafından verilen "Manahatua" isminin bugünkü hali. Gayet tabi yüzyıllar sonra gökdelenlerin bu tepeleri yok edeceğini yerliler nereden bilebilirlerdi ki? Amerikalılar bu büyük değişimden dolayı yerlilerden özür dilercesine bu ismi gördüğünüz gibi kullanmaktadırlar. Birleşmiş Milletler, Empire State Building, Chrysler Building, Grand Central Terminal, Rockafeller Center, Konsolosluğumuz, General Electric Building, Tudor City, Japan Society ve şehrin en iyi oteli olan Waldorf Astoria Hotel'in içinde bulunduğu muhteşem Manhattan. Keşfiniz için sizleri bekliyor.

Wall Street: İşte paranın adresi, Dolar'ın New York'taki evi. Tarihi öneme sahip bir semt. Federal Hall National, 1789 yılında George Washington'un Amerika Birleşik Devletleri başkanlığı için yemin ettiği yer. Bir zamanlar Manhattan'ın en yüksek binası günmüzün ise cüce binası 1846 yılında inşa edilmiş Trinity Church aynı bölgede yeralan ve Amerikalıların adeta gözleri gibi korudukları tarihi bir kilisedir. 1790 yılında filizlenen ve 1817 yılında kurulan we dünyadaki para piyasalarıındaki dalgalanmayı yakından takip eden bir panik anında kendilerini parçalayan genç brokerların işyeri New York Stock Exchange (New York Borsası) Financial District'in önemli binalarıdır. Wall Street New York'da gezilmesi gereken önemli bölgelerden bir tanesidir.

World Trade Center Ground Zero: 110 katlı, dünya üzerinde yeralan en büyük yapılardan bir tanesi idi dünya ticaret merkezi. Twin Towers, New York'un sembollerinden biri olmanın haklı gururuyla yıllardan beri ticari hayata canlılık vermekteydi ve New York'un ufuk çizgisini önemli ölçüde değiştiren modern bir yapı idi. 1977 yılında hizmete açılan bu ikiz binaların zemin katında sizi New Jersey'a taşıyacak olan PATH metrosu ve cıvıl cıvıl alışveriş mağazalarını barındıyordu. Günde yaklaşık 450 işyerine ve 50000 çalışanına ev sahipliği yapan çok büyük bir kompleks idi. 107. kata asansörle 58 saniyede ulaşılıyordu. Kamera ya da fotoğraf makinelerine sığdırılamayan bu yapı, insanoğlunun neler yapabileceğini haykırırdı. Amerika ve dünya tarihine 11 Eylül saldırılarının (9/11) hedefi olarak geçti. Bir çok insan yaşamını yitirdi, pek çok savaş karşıtı gösterinin merkezi oldu, 8000 insanın yaşamına mal olan dünya tarihinin en üzücü olayına tanıklık yapan bu merkezi, 2004 yılında öğrencilerimize tanıtıyoruz.. 

Statue of Liberty: İşte sadece New York'un değil hayalimizdeki Amerika'nın sembolü olan Özgürlük Anıtı. Bir çok kişi için çok özel bir anlamı olan bu güzel bayan, Fransızlar'ın Amerikalılara hediyesidir. Heykeltraş Frederic Auguste Bartholdi tarafından yapılan bu eserin peçesi 28 Ocak 1886 yılında açılmıştır. Yüzlerce bakır plaktan oluşan bu heykelin meşalesi 24 ayar altın ile 1986 yılında kaplanarak yenilemiştir. Orijinali ise hemen alt katta bulunan müzede sergilenmektedir. Taç, heykelin en yüksek bölümüdür. Rüzgarlı havalarda sallanan bu bölüme çıkmak pek kolay değildir ve yaklaşık 3 saat beklemek gerekir. Sallanmalara karşı korunması açısından bir iç iskelet bulunmaktadır ve bu iskelet hepimizin yakından bildiği Paris'teki Eyfel kulesinin mimarı Gustave Eiffel tarafından inşa edilmiştir. 93 m uzunluğunda olan Özgürlük anıtı bir ada üzerinde yeralmaktadır ve Battery Sea Park'tan kalkan gezi motorları ile ulaşılır. Her yıl öğrencilerimizle bol bol fotoğraf çektirdiğimiz Amerika'nın sembolü olan Statue of Liberty'nin tacı sabah saat 08:00 gemisi ile ulaşan ziyaretçiler dışındaki ziyaretçilere kapatılmıştır. Manhattan'ın buradan manzarası bir ömre bedeldir ve kesinlikle görülmesi gerekir. Buradan kalkan gezi motorlarının ikinci durağı Ellis Island'dır.

Ellis Island: Tarihi bir liman olan Ellis Island Amerika'ya gelen göçmenlerin Amerika'ya merhaba dedikleri bir adadır. 1892 yılından 1954 yılına kadar yaklaşık 17 milyon göçmeni Amerika'nın büyülü dünyasına göndermiştir ve bugünkü Amerika nüfusunun neredeyse yarısının kökeni, bu adadan gelen göçmenlere dayanmaktadır. Amerikan tarihindeki önemi bu denli büyüktür Ellis Island'ın. Bugün burası artık büyük bir müze. Yatakhane, sağlık kontrol odası ve büyük salon göçmenlerin işlemlerini yaptırdıkları ana bölümlerdir. Sizi o günlere götürecek muhteşem sergilere, gösterilere ve hangi ülkeden bugüne değin kaç göçmen geldiğini gösteren büyük bir elektronik panele sahiptir. Hemen arkada, günümüz teknolojisinden yani bilgisayarlardan yararlanılmış. İstediğiniz soyadını yazdığınızda bilgisayar sizler için araştırıp buluyor. Tabii siz soyadınızı deniyorsunuz ama ailenizden Amerika'da göçmen olarak yaşayan birileri yoksa bu çabalarınız boşa çıkıyor. New York'un karakteristiklerinden biri olan kozmopolit kelimesini bu kadar güzel açıklayan bir müze dünya üzerinde yoktur.

Broadway: İşte hayatın sanatın, aktivitenin caddesi. Uçsuz ve bucaksız. Yürüyün yürüyebildiğiniz kadar. New York'a gelip de yön levhasının altında fotograf çektirmeyen yoktur. Öyle ki araba modellerine bile isim kaynağı olmuş. New York "The city never sleeps" ünvanına biraz da Broadway'e borçludur. Bu cadde uyumaz. Bu caddenin konukları New York kadar kozmopolittir. Üzerinden hem limolar hem de külüstür arabalar geçer. Kaldırımlarını hem jet sosyete çiğner hem de evsizler. Farklı dünyaların, farklı milletlerin, farklı kültürlerin buluşma noktasıdır. Dünya pergelinin sivri ucunun batırıldığı yerdir. Çok çekici ve güzeldir. Gezmeye kaldırımlarında yürümeye doyamazsınız. Gece ayrı gündüz ayrıdır. her iki halini de görmek gerekir. Biz de üzerimize düşen görevi yerine getirecek ve New York'u New York yapan bu caddede New Yorker'lar gibi gönlümüzce gezeceğiz.