Solomon R. Guggenheim Museum: İşte bir başka kültür hazinesi. New York'un sahip olduğu hazinelerden sadece biri. Dünyanın en iyi modern sanat koleksiyonunu içeren büyük bir müze. Bırakınız müzenin içindeki koleksiyonları, binası dahi bir şaheser olarak nitelendirilmektedir. Frank Lloyd Wright tarafından dizayn edilen bu bina büyük bir salyangozu andırır ve müzeyi daireler çizerek gezmenize olanak verir. Yürüdükçe ayrı güzellikte 19ncu ve 20nci yüzyılın önemli sanat eserleri ve audio-vizüel gösteriler sizleri bilgilendirir.
Metropolitan Museum of Art: New York'un dünya başkenti olması için işte en geçerli nedenlerden bir tane daha. Yine "en"ler, yine "dünya"lar konuşacak. Metropolitan Museum of Art, dünyanın en büyük ve en muhteşem müzesidir. Sanatçı ve filantropist'lerin rüyası, 1870 yılında kurdukları bu müze ile gerçeğe dönüştü. İlk çağlardan günümüze kadar gelmiş tüm koleksiyonların eski Mısır sanatı ve Amerikan heykel ve dekoratif sanatının örnekleri ile dolu çok zengin bir müzedir. Sakıp Sabancı'nın 1998 Eylül ayında Osmanlı Hat Sanatı'ndan örnekler sunulan paha biçilmez koleksiyonu burada gururla sergilenmiştir. Bu müzeyi anlatmak imkansızdır. Bu nedenle baştan sona gezmek gerekir. Tıpkı New York gibi.
Central Park: 1858 yılında bir bölümünde domuz çiftliklerinin bulunduğu bataklık bir alandan oluşan Central Park, zaman içinde 340 Hektarlık yemyeşil bir parka dönüştürüldü. Günümüzde bu park, içinde göllerin, buz patenlerinin, yürüyüş yollarının, uçsuz bucaksız piknik alanlarının, oyun sahalarının, hayvanat bahçesinin, yemyeşil çimlerin ve 500 binden fazla ağacın bulunduğu doğadan bir kesittir. Bu oyun sahaları içinde satrançtan krikete, konserlerden Amerikan futboluna kadar binlerce kişiyi oyalayabilecek aktiviteler gerçekleştirilmektedir. Hafta sonu bisikletlilerin, roller blade kullananların ve jogging yapanların rahat hareket edebilmeleri için arabaların parka girişleri yasaklanmıştır. 59ncu ve 79ncu caddeler arasındaki bölüm Central Park'ın en güzel olduğu bölümlerdir. Suni gölleri ve köprüleri ile New York içinde adeta bir cenneti andırır. Parkın, John Lennon'un evinin hemen karşısında yeralan bölümü, onun anısına ithafen Strawberry Fields olarak anılmaktadır. Çünkü hepinizin de bildiği gibi ünlü şarkıcı burada yani evinin önünde suikaste kurban gitmiştir. Central Park, betonlaşma karşısında doğanın adeta tek başına verdiği savaşı simgeler. Florası ile olduğu kadar faunası ile de zengindir Central Park. Kuşların, sincapların, hatta yabani hayvanların dahi hayat buldukları büyük bir sığınaktır. Bir sincabı New York sokaklarının ortasında düşünemeyebilirsiniz ama 100m. ilerideki bu parkın sınırları içinde onun ne kadar mutlu olduğunu izleyebilirsiniz. Sadece hayvanlar mı? Hafta sonu ailesi ile birlikte gelen insanların güneşli bir günde neşe içinde piknik yaptıklarını ve eğlendiklerini görmek bizleri de mutlu eder. Herkes mutludur Central Park'ta. Öğrencilerimizle bu parkın uçsuz bucaksız çimenlerinde yorgunluk atmanın tadı bambaşkadır.
American Museum of Natural History: "En"ler devam ediyor. Bu müze de dünyanın en büyük doğal tarih müzesidir. 1877 yılında inşa edilmiştir. 36 milyondan fazla parçayı içeren muhteşem bir koleksiyona sahiptir. Müzenin en ilgi gören bölümleri dinazorlar, meteorlar ve mineral taşların sergilendiği bölümlerdir. Bu minerallerin bulunduğu bölümdeki taşların ve mücevherlerin toplam değerinin 50 milyon Dolar civarında olduğu iddia edilmektedir. Londra'da bir benzeri bulunan müzeyi gezmek için en az 3 saat gereklidir. Amerikalıların teknolojilerini esirgemedikleri bu bilim yuvasında bizler Londra'daki fen ve bilim müzelerinde olduğu gibi, öğrencilerimize burada da fen derslerini uygulamalı olarak veririz, onlar da ortaokul ve lisede okudukları fen derslerini zihinlerinde bu uygulamalarla şekillendirirler. Kitapta da bahsettiğimiz gibi...Bu programı sadece İngilizce öğrenmek açısından ele almak yanlış olur. Amerika ya da İngiltere'de öğrencimizin öğrenmesi gereken birşeyler varsa Deren Koray onu mutlaka öğretir ve öğrencisini ülkesine belli bir bilgi birikimiyle döndürür. Öğrencilerimiz öğleden sonraki zamanlarını spor yaparak değil, bizlerin öğretim programları çerçevesinde bu tür kültürün ve medeniyetlerin işlendiği bilim yuvalarında değerlendirirler. Bu da Deren Koray'ı diğer şirketlerden ayıran bir başka özelliktir.
Harlem: Harlem hepimizin bildiği gibi New York'un en "renkli" mahallesidir. Bir "en" daha değil mi? Boşuna New York için "en"lerin şehri demiyoruz. Harlem her ne kadar yalnız başınıza yürümek için güvenli bir yer olarak nitelendirilse de "no go area" özelliğini halen koruyan, New York'un pek tekin olmayan bir bölgesidir. %100 zencilerin yaşadığı bu bölge, duvar yazıları, toplu halde gezen genç zencileri, her köşesi tıpkı filmlerdeki gibi basketbol sahası olan, oto tamircilerinin, derme çatma dükkan ve marketlerin bulunduğu caddelerle doludur. Turların mutlak uğrak yeridir. Turistler, zencilere dikkatli gözlerle bakmamaları konusunda burada uyarılırlar. Central parkın kuzeyine komşu olan Harlem basketbol takımı ile dünya çapında bir üne sahiptir. Hele hele geceleri cesur bir kişinin gideceği en son muhittir ve sıkı bir polis kontrolü altındadır.
NY Aquarium: Evet, Atlantik Okyanusu kıyısında yeralan bu şirin komplekste denizlerin dünyasına 1 adım daha yakınsınız. NY Aquarium'a girer girmez sizleri sağdaki havuzda yüzen 2 sevimli yunus karşılar. Akvaryumun kalın camlarından nasıl ahenkle yüzdüklerini görmelisiniz. Begula balinası bizleri diğer tarafta bekleyen bir başka sevimli yaratıktır. Karadeniz'de balıkçıların maskotu olan Aydın'ı hatırlamışsınızdır. İşte buradaki balina Aydın'a çok benzemektedir ve New York'taki Begula balinasının adı Deren Koray'lılar tarafından Aydın olarak değiştirilmiştir. Neyse ki park görevlileri hala olayın farkında değiller. Varsın olmasınlar. Köpekbalıkları bölümünde gözlerinizi köpekbalıklarının vahşi dişlerine odaklayacağınız. Bir an sizden bir ısırık aldığını hayal edeceksiniz ama o hayalden hemen uyanacaksınız. Deniz aslanlarının dünyasına yeraltında özel olarak hazırlanmış izleme pencereleri sayesinde yakından bakacaksınız. Sizlerin pencereden baktığını bilen bu şirin hayvanlar türlü numaralarla sizlere hoş anlar geçirtecektir. Penguenler, 500'den fazla bugüne kadar görmediğiniz balık türleri, kalkan balıkları, kabuklu deniz hayvanları ve daha yazamayacağımız pek çok hayvan türü bu akvaryumda çeşitli galeriler içinde sergilenmektedir. Akvaryumun hemen yanında kurulmuş olan Lunapark ise New York tarihinde önemli bir yere sahiptir. Burada öğrencilerimiz değişik oyuncaklara binerek günlerini güzel bir şekilde noktalarlar.