Ana Sayfa Yaz Okulları Kurslarımız Yüksek Öğretim Ülkeler  Deren&Koray Forum Diğer Sayfalar İletişim
üye girişi
Üye Adı  
Şifreniz
    

e-bülten

Lütfen e-posta adresinizi giriniz

 
 
 
 
 

NEW YORK NEW YORK

NEW YORK YAZ OKULU PROGRAMIMIZDA ÖĞLEDEN SONRALARI VE HAFTA SONLARI ÖĞRENCİLERİMİZLE BERABER İNCELEYECEĞİMİZ MERKEZLER

Merkezleri, sanal New York turumuzda izleyebilirsiniz. Her bölge için ayrı bir link verilmiştir)

South Street SeaportSouth Street Seaport: İşte ilk bakışta New York'ta olduğuna inanamayacağınız, tarihi yelkenlilerin demir attığı, 21. Yüzyılın gökdelenlerinin, Seaport Plaza'nın gölgesinde yeralan müthiş bir liman. New York'un en iyi mekanlarından biri olan Brooklyn Köprüsü ile başbaşa kaldığınız Pier 17. Dünyaca ünlü deniz restoranlarının, her millettin yerel mutfağından en güzel örnekleri bulacağınız eşsiz bir atmosfer. East River Brooklyn üzerinde yeralan bu şirin liman, her yıl genç Deren Koray'lılar tarafından çok beğenilmektedir. Hediyelik eşyaların, şekerlerin, elbiselerin satıldığı alışveriş merkezi ile devlet büyüklerimizin ve ünlü yıldızlarımızın New York'ta arasıra kaçamak yaptığı yerler arasındadır South Street Seaport. Hemen arkada bulunan Fulton Fish Market'ten gelen taze balık kokusu sizi İstanbul'a bir an götürüp getirir. Godzilla da bu kokuyu duyduğu için oraya gelmişti. Seyredenler bilir, hele hele 1998 New York programımıza katılan Deren Koray'lılar çok daha iyi bilirler. Cannon Street üzerinde sokak çalgıcılarının müzikleri ile renklendirdikleri bu hareketli merkez, Fulton Street üzerinde yaralan 1912 yılında yüzyılın en büyük deniz faciasında, Titanic'te hayatlarını kaybeden yolcular adına dikilmiş Titanic Memorial ile son bulur. Buradan yapacağımız kısa bir yürüyüşle tarihi Brooklyn Köprüsü'ne geçiyoruz.

Brooklyn KöprüsüBrooklyn Köprüsü: Manhattan ile Brooklyn'i bağlayan ve 1883 yılında hizmete açılan bu mistik köprü, inşa edildiğinde bir zamanlar dünyanın en geniş asma köprüsüymüş. Bizim boğaz köprüsünü yapacağımızı nereden bilebilirlerdi ki?. 16 yılda bitirilebilen bu şaheser, 600 işçi ile bitirilebildi ve inşaası sırasında 20 işçi yaşamlarını yitirdi. Her bir çelik kablosu inanmayacaksınız ama 5657 km uzunluğunda rüzgar, yağmur ve kar gibi doğal etmenlerden koruyabilmek amacıyla bakırla galvanize edilmiş kablolardan oluşmuştur. Suspansiyon yapı kurulmadan önce 1875 yılında Gotik tarzda 84 m uzunluğunda her iki yakaya yapıyı taşıyacak binaları inşa etmişlerdir. Köprüyü dinamik tutan 4 çelik kablo dünyadaki en sert taşlardan biri olan Kapadokya'daki peri bacalarının strüktüründe yeralan granit taşlarının içine fikse edilmiştir. Dünya üzerindeki en sağlam köprülerd<en biridir. Köprüyü taşıyan kablolar özel bir yöntemle sarılmıştır ve kopması imkansızdır. Sağlam olduğuna gerçekten inandığımız bu köprününün yaya yolu sarı bir çizgi ile ortadan ikiye bölünmüştür. Sol tarafı tamamen yayalara sağ tarafı da kaykaylı ve bisikletlilere ayrılmıştır. Onların sahasına geçtiğiniz anda şiddetli bir tepkiyle karşılaşırsınız ve yanınızdan hızla geçerler. Köprünün tam ortasına geldiğimizde Manhattan buradan ayrı bir güzel görünür ve hemen fotograf makinelerine sarılırsınız. Araba tekerleklerinin çıkardığı gürültü, milyonlarca arının bir anda çıkarabileceği bir sese eşittir ve iyi bir sinir sistemi ister. Yine de Brooklyn Köprüsüz bir New York düşünülemez, bu nedenle bu tarihi köprüyü her sene ziyaret ederiz..

ManhattanManhattan: İşte New York'u New York yapan en önemli bölge, dev gökdelenlere, şehrin en yoğun trafiğine sahip kesimi, hareketli, dinamik ve modern Manhattan. 100 Km uzaklıktan dahi seçilebilen elit bir semt. Tepelik anlamına gelen ve New York'un ilk yerlileri tarafından verilen "Manahatua" isminin bugünkü hali. Gayet tabi yüzyıllar sonra gökdelenlerin bu tepeleri yok edeceğini yerliler nereden bilebilirlerdi ki? Amerikalılar bu büyük değişimden dolayı yerlilerden özür dilercesine bu ismi gördüğünüz gibi kullanmaktadırlar. Birleşmiş Milletler, Empire State Building, Chrysler Building, Grand Central Terminal, Rockafeller Center, Konsolosluğumuz, General Electric Building, Tudor City, Japan Society ve şehrin en iyi oteli olan Waldorf Astoria Hotel'in içinde bulunduğu muhteşem Manhattan. Keşfiniz için sizleri bekliyor.

Wall StreetWall Street: İşte paranın adresi, Dolar'ın New York'taki evi. Tarihi öneme sahip bir semt. Federal Hall National, 1789 yılında George Washington'un Amerika Birleşik Devletleri başkanlığı için yemin ettiği yer. Bir zamanlar Manhattan'ın en yüksek binası günmüzün ise cüce binası 1846 yılında inşa edilmiş Trinity Church aynı bölgede yeralan ve Amerikalıların adeta gözleri gibi korudukları tarihi bir kilisedir. 1790 yılında filizlenen ve 1817 yılında kurulan we dünyadaki para piyasalarıındaki dalgalanmayı yakından takip eden bir panik anında kendilerini parçalayan genç brokerların işyeri New York Stock Exchange (New York Borsası) Financial District'in önemli binalarıdır. Wall Street New York'da gezilmesi gereken önemli bölgelerden bir tanesidir.

World Trade Center Ground Zero: 110 katlı, dünya üzerinde yeralan en büyük yapılardan bir tanesi idi dünya ticaret merkezi. Twin Towers, New York'un sembollerinden World Trade Center Ground Zerobiri olmanın haklı gururuyla yıllardan beri ticari hayata canlılık vermekteydi ve New York'un ufuk çizgisini önemli ölçüde değiştiren modern bir yapı idi. 1977 yılında hizmete açılan bu ikiz binaların zemin katında sizi New Jersey'a taşıyacak olan PATH metrosu ve cıvıl cıvıl alışveriş mağazalarını barındıyordu. Günde yaklaşık 450 işyerine ve 50000 çalışanına ev sahipliği yapan çok büyük bir kompleks idi. 107. kata asansörle 58 saniyede ulaşılıyordu. Kamera ya da fotoğraf makinelerine sığdırılamayan bu yapı, insanoğlunun neler yapabileceğini haykırırdı. Amerika ve dünya tarihine 11 Eylül saldırılarının (9/11) hedefi olarak geçti. Bir çok insan yaşamını yitirdi, pek çok savaş karşıtı gösterinin merkezi oldu, 8000 insanın yaşamına mal olan dünya tarihinin en üzücü olayına tanıklık yapan bu merkezi, 2004 yılında öğrencilerimize tanıtıyoruz..

Statue of LibertyStatue of Liberty: İşte sadece New York'un değil hayalimizdeki Amerika'nın sembolü olan Özgürlük Anıtı. Bir çok kişi için çok özel bir anlamı olan bu güzel bayan, Fransızlar'ın Amerikalılara hediyesidir. Heykeltraş Frederic Auguste Bartholdi tarafından yapılan bu eserin peçesi 28 Ocak 1886 yılında açılmıştır. Yüzlerce bakır plaktan oluşan bu heykelin meşalesi 24 ayar altın ile 1986 yılında kaplanarak yenilemiştir. Orijinali ise hemen alt katta bulunan müzede sergilenmektedir. Taç, heykelin en yüksek bölümüdür. Rüzgarlı havalarda sallanan bu bölüme çıkmak pek kolay değildir ve yaklaşık 3 saat beklemek gerekir. Sallanmalara karşı korunması açısından bir iç iskelet bulunmaktadır ve bu iskelet hepimizin yakından bildiği Paris'teki Eyfel kulesinin mimarı Gustave Eiffel tarafından inşa edilmiştir. 93 m uzunluğunda olan Özgürlük anıtı bir ada üzerinde yeralmaktadır ve Battery Sea Park'tan kalkan gezi motorları ile ulaşılır. Her yıl öğrencilerimizle bol bol fotoğraf çektirdiğimiz Amerika'nın sembolü olan Statue of Liberty'nin tacı sabah saat 08:00 gemisi ile ulaşan ziyaretçiler dışındaki ziyaretçilere kapatılmıştır. Manhattan'ın buradan manzarası bir ömre bedeldir ve kesinlikle görülmesi gerekir. Buradan kalkan gezi motorlarının ikinci durağı Ellis Island'dır.

Ellis IslandEllis Island: Tarihi bir liman olan Ellis Island Amerika'ya gelen göçmenlerin Amerika'ya merhaba dedikleri bir adadır. 1892 yılından 1954 yılına kadar yaklaşık 17 milyon göçmeni Amerika'nın büyülü dünyasına göndermiştir ve bugünkü Amerika nüfusunun neredeyse yarısının kökeni, bu adadan gelen göçmenlere dayanmaktadır. Amerikan tarihindeki önemi bu denli büyüktür Ellis Island'ın. Bugün burası artık büyük bir müze. Yatakhane, sağlık kontrol odası ve büyük salon göçmenlerin işlemlerini yaptırdıkları ana bölümlerdir. Sizi o günlere götürecek muhteşem sergilere, gösterilere ve hangi ülkeden bugüne değin kaç göçmen geldiğini gösteren büyük bir elektronik panele sahiptir. Hemen arkada, günümüz teknolojisinden yani bilgisayarlardan yararlanılmış. İstediğiniz soyadını yazdığınızda bilgisayar sizler için araştırıp buluyor. Tabii siz soyadınızı deniyorsunuz ama ailenizden Amerika'da göçmen olarak yaşayan birileri yoksa bu çabalarınız boşa çıkıyor. New York'un karakteristiklerinden biri olan kozmopolit kelimesini bu kadar güzel açıklayan bir müze dünya üzerinde yoktur.

Broadway: İşte hayatın sanatın, aktivitenin caddesi. Uçsuz ve bucaksız. Yürüyün yürüyebildiğiniz kadar. New York'a gelip de yön levhasının altında fotograf çektirmeyen yoktur. Öyle ki araba modellerine bile isim kaynağı olmuş. New York "The city never sleeps" ünvanına biraz da Broadway'e borçludur. Bu cadde uyumaz. Bu caddenin konukları New York kadar kozmopolittir. Üzerinden hem limolar hem de külüstür arabalar geçer. Kaldırımlarını hem jet sosyete çiğner hem de evsizler. Farklı dünyaların, farklı milletlerin, farklı kültürlerin buluşma noktasıdır. Dünya pergelinin sivri ucunun batırıldığı yerdir. Çok çekici ve güzeldir. Gezmeye kaldırımlarında yürümeye doyamazsınız. Gece ayrı gündüz ayrıdır. her iki halini de görmek gerekir. Biz de üzerimize düşen görevi yerine getirecek ve New York'u New York yapan bu caddede New Yorker'lar gibi gönlümüzce gezeceğiz.

ChinatownChinatown: New York'un en renkli, en hareketli ve en dağınık mahallesine hoş geldiniz. Çin mutfağının tüm örneklerini bulacağınız zengin çeşitli şarküterilerinden tutun da hediyelik eşya satan dükkanlarına kadar herşeyin satıldığı Chinatown'da yok yoktur. Little Italy'ide içinde barındıran bu renkli semt genç Deren Koray'lıların alışveriş listelerinde yeralan tüm elektronik cihazları komik rakamlarla aldıkları bir yerdir. Türkiye'de satılan walkman, CD gibi küçük elektronik cihazları burada yarı fiyatına alabilirsiniz. Chinatown'dan geçerken alışık olmadığınız bir koku sizi rahatsız edebilir. Çinlilerin yarattığı bu küçük dünyadan Mc Donald's dahi nasibini almış ve Amerika'da olduğu halde Çinlilere özgü menüleri Çince yazılarla sunmuştur. Gerçekten Chinatown'a girdiğinizde kendinizi Amerika'da hele hele New York'ta olduğunuza inandıramazsınız. Canal Street'e girdiğinizde sizi ünlü giyim markalarının satıldığı büyük alışveriş mağazaları karşılar. Burası New York'ta kot, tişört, pantolon, mont gibi giyim eşyalarını en uygun fiyata alacağınız bir bölgedir ve bir çok satış mağazasını barındırır. Chinatown, New York'ta hoşlanacağınız yerlerden birisidir.

Herald SquareHerald Square: Burası New York'un kalbidir. Bir zamanların en yüksek bınası Empire State Building ile 1901 yılında hizmete giren dünyanın en büyük alışveriş mağazası olan Macy's 'in bulunduğu hareketli bir bölgedir. New York'ta gece turlarımızda Herald Square'in o canlı atmosferini görmeden geçmek hatalı olur. Manhattan Mall, Toys R Us, Penn Station, Madison Square Garden, yine genç Deren Koray'lıların en çok hoşlandıkları yerlerdir. Sinemalarda uzun süre vizyonda kalan Miracle on 34th Street filminin burada çekildiğini biliyor muydunuz?

Empire State Building: 1970 yılında World Trade Center'ın inşa edilmesi ile dünyanın en yüksek binası ünvanını kaybeden Empire State Building, New York'un dünya üzerindeki sembolüdür. Lobide binanın bir maketi ve kabartma bakır levhalar üzerine işlenmiş nefis bir portresi sergilenmektedir. 34ncü ve 5.caddelerin üzerinde kalan bölgede tişört ve yiyecek satıcıları, tenekelerle ritmik müzik çalan ve bateristlere adeta taş çıkartan zenciler ortama ayrı bir hava verirler. İşte size tipikEmpire State Building bir New York manzarası. Birşeyler satın almak isterseniz pazarlık yapmayı sakın unutmayın yoksa bir gecelik kazancını sadece sizden çıkarabilir. Empire'ın 86ncı katına çıkmak için öncelikle bilet almak gereklidir. Ekspres asansörlerle 1 dakika içinde ilk bölüme, hemen ardından da 86ncı kata ulaşırsınız. 443m. yükseklikte olan bu binadan Manhattan'ın ve tüm New York'un manzarası gerçekten görülmeye değerdir. Binanın çatısında 4 eyalete birden yayın yapan büyük bir TV vericisi ve yılda 500 defa yıldırım çeken bir paratöner bulunmaktadır. Açık havada 102. kat ufuk çizgisinin ve 125 kmlik bir alanın rahatça gözlenebildiği bir bölümdür ancak, hava genellikle pusludur ve bu 102nci kat çoğu zaman kapalı tutulmaktadır. O kadar popülerdir ki, 1931'den bu yana 79 milyon ziyaretçiyi bünyesinde ağırlamıştır. Yapımında kullanılan 60.000 ton çelik 23 haftada yerleştirilmiştir. Toplam 6500 pencerenin bulunduğu binada ortalama 10 milyon tuğla kullanılmıştır ve toplam ağırlığı 365.000 tondur. Bu ağırlık 200 çelik ve beton yastıklarla desteklenmektedir. 10 hızlı asansör, 366mlik yüksekliğe sadece 1 dakika da erişir ve bu sürede kulaklarınız rahatsız olabilir. Amerikalıların ilginç merakları vardır. Bu kadar yüksek bir binaya merdivenle tırmanmayı elbet düşünmek bile istemezsiniz ama her yıl düzenlenen Empire State Run-up yarışmasında lobiden 102nci kata kadar toplam 1860 basamak olan merdivenleri atletler 11 dakikalık bir sürede çıkmaktadır. Gece New York'u buradan izlemek apayrı bir duygudur. Emin olun ki dünyanın hiçbir bölgesinde bu kadar güzel bir manzaraya şahit olmamışsınızdır. King Kong, Empire State ile özdeşleşmiştir. 86ncı katta onunla bir hatıra fotoğrafı çektirmek bizce iyi bir fikirdir. Aynı katta tüm New York'u yakından gözleyebilmeniz için 25Centle çalışan pek çok dürbün vardır. Özgürlük Anıtını bu dürbünlerle izlemek sizde bir heyecan uyandırır. Pek çok filme konu olan Empire State, bugüne kadar yüzlerce film yıldızını ve sanatçıyı ağırlamıştır. Bu ünlülerin ziyaretleri sırasında çekilen fotoğraflar lobideki galeride sergilenmektedir. Genç Deren Koray'lıların zevkle gezdikleri bu tarihi bina, yükseklik korkusu olanları bile kendisine çekmeyi başarabilmiş ender yapıtlardandır ve özel günlerde rengarenk ışıklandırılarak New York'u bambaşka bir güzelliğe büründürür.

Rockafeller CenterRockafeller Center: New York'u bölge bölge tanıtırken dikkat ederseniz sözlerimize hep "dünya, dünyanın, dünyadaki" diye başlıyoruz. İşte New York bunun için muhteşem bir şehir. İşte bir "dünya" kelimesi daha: Dünyanın ilk ofis-alışveriş mağazaları-eğlence-yemek ve bahçe kavramlarını bünyesinde tutan ve günümüz "Shopping Center" olgusunu tüm dünyaya benimseten ilk kompleks, Rockafeller Center'dır. Gündüz ya da gece, günün 24 saatı yılın 365 günü daima aktif, her zaman canlı olan bu mekan, New York için yakıştırılan "The city never sleeps" imajını her yönüyle yansıtır. En çok ziyaret edilen yerlerden biri olan bu hoş mekanda kışın Noel'de Noel ağacı altında buz pateni yapabilir, yazın da kafeteryasında bir kahve ya da bir çay içebilirsiniz. Tüm ulusların bayraklarının bulunduğu bir ortamda bayrağımızı seçtiğiniz anda tatlı bir heyecan duyarsınız. Çiçekler Rockafeller Center'ın ayrılmaz aksesuarlarıdır ve ortama bambaşka bir canlılık verir.

BroadwayTimes Square: İsmini 1904 yılında 25 katlı New York Times gazetesinden alan bu bölge tek kelimeyle New York'un kalbidir. Gündüz hareketli ve cıvıl cıvıl olan bu meydan gerçek kimliğini gece gösterir. Milyonlarca ışık demetinin gökyüzünü nasıl aydınlattığını görünce New York'a olan hayranlığınız ikiye katlanır. Dev reklam panoları, Dow Jones, CNN, NBC, Reuters gibi dünyaca ünlü haber merkezlerinin ekonomi, politik ve güncel haberleri, kayan yazılarla tüm New Yorker'lara anında ulaştırdığı tek yer. Hangi bölümünü çekeceğinize karar veremediğiniz ve turistlerin şaşkın bakışlarını izlediğiniz Times Square, yeni yıla merhaba demek için binlerce kilometre uzaklıktan gelen insanların buluştuğu dünyanın adeta merkezi ve buluşma noktasıdır. Times Square'de herkesin kalbi aynı anda atar, bütün güzellikeri birlikte tüm insanlarla aynı anda paylaşırsınız. O coşkuyu,sevinci ve romantizmi yaşarsınız. Sizi bambaşka bir kimliğe büründüren büyülü bir atmosfere sahiptir. Deren Koray'lıların çok sevdiği bu bölge bir New York klasiğidir ve yine günün 24 saati aktiftir.

United NationsUnited Nations: İşte New York'u dünya başkenti yapan en önemli faktör. Birleşmiş Milletler binası. Mavimsi yeşil aynalı camları ile East River'a paralel uzanan, televizyonlardan da çok iyi bildiğiniz bu bina, bugüne kadar pek çok uluslararası toplantıya evsahipliği yapmış, dünya üzerinde bir çok önemli karara imza atılmış dünyanın politik merkezidir. 1945 yılında, ikinci dünya savaşının sona ermesiyle 51 ülke ile kurulan Birleşmiş Milletler bugün 180 uluslu çok büyük bir örgüttür. Amacı dünya barışını korumak, dünya üzerinde kurulu ekonomik ve sosyal dengeleri sabit tutmaktır. Amerika'nın ünlü zenginlerinden olan John D. Rockafeller'ın 8,5 milyon dolarlık bağışı ile New York, Birleşmiş Milletler'in merkezi olarak seçilmiştir. 18 Hektarlık bir alana yayılmış UN, Amerika Birleşik Devletleri topraklarında sayılmamaktadır. Bu nedenle uluslararası bir bölge konumunda hatta kendi pul ve postanesine sahip bir komplekstir. Çeşitli meclislerin bulunduğu bölümler ve Genel toplantı odası önemli yerlerdendir. Konferans Salonu yine pek çok ünlü devlet adamını ağırlamıştır. Güvenlik Konseyinde delegeler ve asistanları at nalı şeklindeki masada çalışırken hemen geri planda kalan yazıcılar her cümleyi harfi harfine not ederler. Bahçesinde dünya barışını simgeleyen ve Birleşmiş Milletlere hediye edilmiş pek çok anlamlı heykel bulunmaktadır. 1988 yılında Lüksemburg tarafından hediye edilen namlusuna düğüm atılmış bir silah, dünya barışı için gerekli mesajı en etkin biçimde iletmektedir. Hemen karşısında Türk Konsolosluğumuz bulunmaktadır ve bayrağımız aynı semtte iki ayrı yerde New York caddelerinde gururla dalgalanmaktadır.

Upper MidtownUpper Midtown: New York'un en güzel gökdelenlerinin bulunduğu bu bölge, bir çok ünlü binayı barındırır. Donald Trump'ın sahibi olduğu Trump Tower bunlardan bir tanesidir. "Sırf bina görmek için New York'a gidilir mi?" diye düşünüyorsanız, bu fikriniz tamamen değişecektir. Modern mimarinin, doğa ile nasıl elele tutuştuğunu görecek ve bu birlikteliğe hayran kalacaksınız. Ara katlara yerleştirilen ağaçları ile binanın dış cephesi en az içi kadar güzeldir. Mermer kaplı duvarlarından akan şelaleler, parlak ışıklar altında yemek yiyeceğiniz lüks bir restoran ve elit alışveriş mağazaları ile Trump Tower, New York'un vazgeçilmez gökdelenlerindendir. Michael Jackson, Dustin Hoffmann, Sophia Loren ve Elton John gibi hayranı olduğunuz ünlü yıldızların bu binada daireleri olduğunu biliyor muydunuz? Trump Tower'ın hemen yanında yine ünlü bir isim IBM dikkatleri çeker. 43 katlı olan bu bina 1983 yılında tamamlanmıştır. Trump Tower ve IBM arasında kalan bölgede de bambu ağaçları ile süslenmiş bir sera bulunur. Burada içilen bir kahvenin tadı ve güzelliği, New York'a sizi bir adım daha yaklaştırır. IBM'in hemen yanında bir başka ünlü bina sizi karşılar. Evet burası SONY'dir. Zemin katının her iki yanında Sony tarafından üretilen bütün ürünlerin sergilendiği bir demonstrasyon merkezi bulunmaktadır. Japonya'da icat edilen bir elektronik ürün ilk olarak burada tanıtılır ve pazara sunulur. Uzman teknisyenlerce kurulmuş müzik ve görüntü sistemleri karşısında söyleyecek fazla bir söz bulamazsınız. Hele tarihi bir atmosfere sahip bir salon içine döşenmiş son sistem elektronik cihazları gördüğünüzde aynı anda hem geçmişi hem de geleceği yaşıyorsunuz. Lexington Avenue'a kadar yürüdüğümüzde de genç Deren Koray'lıların alışveriş yapmak için adeta can attıkları Harley Davidson Cafe'nin satış mağazası bizleri karşılar. Buradan Harley Davidson Cafe New York tişörtü ya da sweat-shirt'ü satın almak gençler için ayrı bir önem taşır. Bizler de onların bu görüşüne saygı duyuyor ve üzerimize düşen görevi yerine getiriyoruz. St. Patrick's CathedralNe de olsa onlar artık birer New Yorker. Biraz daha aşağı indiğimizde St. Patrick's Cathedral gökdelelerin arasında "burada ben de varım" dercesine kendini belli eder. 1850 yıllarında, önceleri mezarlık amacıyla kullanılmak istenen bu alana St. Patrick Kilisesi inşa edilmiştir. 2500 kişilik oturma kapasitesi ile Amerika'nın en büyük Katolik kilisesi olan St. Patrick 1878 yılında tamamlanmıştır ve görülmesi gereken önemli bir tarihi yapıttır. 57nci cadde üzerinde yürüdüğümüzde genç Deren Koray'lıların tekrar tekrar gelmeyi arzu ettikleri önemli merkezlere rastlıyoruz. Eee genç olup da New York'a kadar geleceksiniz ve Planet Hollywood'a uğramadan geçeceksiniz. Öğrencilerimizin neleri sevdiklerini, neleri sevmediklerini iyi biliyoruz. Burayı seviyorlar. Birşeyler almasalar bile seviyorlar.. ne yapsınlar? Hayranı oldukları film yıldızlarının pop sanatçılarının el ve ayak izlerine dokunmaktan hoşlanıyorlar. Kendi ellerini ölçüyorlar ve aralarında manevi bir bağ kuruyorlar. Türkiye'ye döndüklerinde işte onu giyecekler. Planet Hollywood New York. Bu yıllardan beri süregelen bir akım. Onlar da bu modanın ister istemez içindeler. Alışverişlerini zor da olsa bitirdikten sonra radar gibi çalışan gözleri bu kez Hard Rock Cafe'ye takılıyor. Hard Rock'sız olur mu? Bu arada Motown Cafe'yi gösteriyoruz ama pek fazla ilgilenmiyor bizimkiler. Hard Rock Cafe'de yine ünlü pop yıldızlarının özel eşyaları, bir zamanlar çaldıkları enstrumanlar ve giysileri sergileniyor. Öğrencilerimiz yine HRC'nin "Merch Store"undan alışveriş yapıyorlar. Bu sefer giyecekleri tişörtün üzerinde Hard Rock Cafe New York yazacak ve yine moda dünyasında yerini alacak. Enteresan bir iletişim yöntemi. Bir kişinin nereye gittiğini anlamak için tişört üzerindeki logonun altında yazan şehri okumak gerekiyor. Orada New York yazmasından hoşlanıyorlar. Öyle ki "artık Londra yazanını giymem" diyen bile çıkabiliyor. İstiyorlarsa elde etmeliler. Zevk onların, tercih onların, rehberlik bizlerin. Yılboyu derslerden zaten bunalan öğrencilerimizin tatil en doğal haklarıdır.

Solomon R. Guggenheim MuseumSolomon R. Guggenheim Museum: İşte bir başka kültür hazinesi. New York'un sahip olduğu hazinelerden sadece biri. Dünyanın en iyi modern sanat koleksiyonunu içeren büyük bir müze. Bırakınız müzenin içindeki koleksiyonları, binası dahi bir şaheser olarak nitelendirilmektedir. Frank Lloyd Wright tarafından dizayn edilen bu bina büyük bir salyangozu andırır ve müzeyi daireler çizerek gezmenize olanak verir. Yürüdükçe ayrı güzellikte 19ncu ve 20nci yüzyılın önemli sanat eserleri ve audio-vizüel gösteriler sizleri bilgilendirir.

Metropolitan Museum of ArtMetropolitan Museum of Art: New York'un dünya başkenti olması için işte en geçerli nedenlerden bir tane daha. Yine "en"ler, yine "dünya"lar konuşacak. Metropolitan Museum of Art, dünyanın en büyük ve en muhteşem müzesidir. Sanatçı ve filantropist'lerin rüyası, 1870 yılında kurdukları bu müze ile gerçeğe dönüştü. İlk çağlardan günümüze kadar gelmiş tüm koleksiyonların eski Mısır sanatı ve Amerikan heykel ve dekoratif sanatının örnekleri ile dolu çok zengin bir müzedir. Sakıp Sabancı'nın 1998 Eylül ayında Osmanlı Hat Sanatı'ndan örnekler sunulan paha biçilmez koleksiyonu burada gururla sergilenmiştir. Bu müzeyi anlatmak imkansızdır. Bu nedenle baştan sona gezmek gerekir. Tıpkı New York gibi.

Central ParkCentral Park: 1858 yılında bir bölümünde domuz çiftliklerinin bulunduğu bataklık bir alandan oluşan Central Park, zaman içinde 340 Hektarlık yemyeşil bir parka dönüştürüldü. Günümüzde bu park, içinde göllerin, buz patenlerinin, yürüyüş yollarının, uçsuz bucaksız piknik alanlarının, oyun sahalarının, hayvanat bahçesinin, yemyeşil çimlerin ve 500 binden fazla ağacın bulunduğu doğadan bir kesittir. Bu oyun sahaları içinde satrançtan krikete, konserlerden Amerikan futboluna kadar binlerce kişiyi oyalayabilecek aktiviteler gerçekleştirilmektedir. Hafta sonu bisikletlilerin, roller blade kullananların ve jogging yapanların rahat hareket edebilmeleri için arabaların parka girişleri yasaklanmıştır. 59ncu ve 79ncu caddeler arasındaki bölüm Central Park'ın en güzel olduğu bölümlerdir. Suni gölleri ve köprüleri ile New York içinde adeta bir cenneti andırır. Parkın, John Lennon'un evinin hemen karşısında yeralan bölümü, onun anısına ithafen Strawberry Fields olarak anılmaktadır. Çünkü hepinizin de bildiği gibi ünlü şarkıcı burada yani evinin önünde suikaste kurban gitmiştir. Central Park, betonlaşma karşısında doğanın adeta tek başına verdiği savaşı simgeler. Florası ile olduğu kadar faunası ile de zengindir Central Park. Kuşların, sincapların, hatta yabani hayvanların dahi hayat buldukları büyük bir sığınaktır. Bir sincabı New York sokaklarının ortasında düşünemeyebilirsiniz ama 100m. ilerideki bu parkın sınırları içinde onun ne kadar mutlu olduğunu izleyebilirsiniz. Sadece hayvanlar mı? Hafta sonu ailesi ile birlikte gelen insanların güneşli bir günde neşe içinde piknik yaptıklarını ve eğlendiklerini görmek bizleri de mutlu eder. Herkes mutludur Central Park'ta. Öğrencilerimizle bu parkın uçsuz bucaksız çimenlerinde yorgunluk atmanın tadı bambaşkadır.

American Museum of Natural HistoryAmerican Museum of Natural History: "En"ler devam ediyor. Bu müze de dünyanın en büyük doğal tarih müzesidir. 1877 yılında inşa edilmiştir. 36 milyondan fazla parçayı içeren muhteşem bir koleksiyona sahiptir. Müzenin en ilgi gören bölümleri dinazorlar, meteorlar ve mineral taşların sergilendiği bölümlerdir. Bu minerallerin bulunduğu bölümdeki taşların ve mücevherlerin toplam değerinin 50 milyon Dolar civarında olduğu iddia edilmektedir. Londra'da bir benzeri bulunan müzeyi gezmek için en az 3 saat gereklidir. Amerikalıların teknolojilerini esirgemedikleri bu bilim yuvasında bizler Londra'daki fen ve bilim müzelerinde olduğu gibi, öğrencilerimize burada da fen derslerini uygulamalı olarak veririz, onlar da ortaokul ve lisede okudukları fen derslerini zihinlerinde bu uygulamalarla şekillendirirler. Kitapta da bahsettiğimiz gibi...Bu programı sadece İngilizce öğrenmek açısından ele almak yanlış olur. Amerika ya da İngiltere'de öğrencimizin öğrenmesi gereken birşeyler varsa Deren Koray onu mutlaka öğretir ve öğrencisini ülkesine belli bir bilgi birikimiyle döndürür. Öğrencilerimiz öğleden sonraki zamanlarını spor yaparak değil, bizlerin öğretim programları çerçevesinde bu tür kültürün ve medeniyetlerin işlendiği bilim yuvalarında değerlendirirler. Bu da Deren Koray'ı diğer şirketlerden ayıran bir başka özelliktir.

HarlemHarlem: Harlem hepimizin bildiği gibi New York'un en "renkli" mahallesidir. Bir "en" daha değil mi? Boşuna New York için "en"lerin şehri demiyoruz. Harlem her ne kadar yalnız başınıza yürümek için güvenli bir yer olarak nitelendirilse de "no go area" özelliğini halen koruyan, New York'un pek tekin olmayan bir bölgesidir. %100 zencilerin yaşadığı bu bölge, duvar yazıları, toplu halde gezen genç zencileri, her köşesi tıpkı filmlerdeki gibi basketbol sahası olan, oto tamircilerinin, derme çatma dükkan ve marketlerin bulunduğu caddelerle doludur. Turların mutlak uğrak yeridir. Turistler, zencilere dikkatli gözlerle bakmamaları konusunda burada uyarılırlar. Central parkın kuzeyine komşu olan Harlem basketbol takımı ile dünya çapında bir üne sahiptir. Hele hele geceleri cesur bir kişinin gideceği en son muhittir ve sıkı bir polis kontrolü altındadır.

New York AquariumNY Aquarium: Evet, Atlantik Okyanusu kıyısında yeralan bu şirin komplekste denizlerin dünyasına 1 adım daha yakınsınız. NY Aquarium'a girer girmez sizleri sağdaki havuzda yüzen 2 sevimli yunus karşılar. Akvaryumun kalın camlarından nasıl ahenkle yüzdüklerini görmelisiniz. Begula balinası bizleri diğer tarafta bekleyen bir başka sevimli yaratıktır. Karadeniz'de balıkçıların maskotu olan Aydın'ı hatırlamışsınızdır. İşte buradaki balina Aydın'a çok benzemektedir ve New York'taki Begula balinasının adı Deren Koray'lılar tarafından Aydın olarak değiştirilmiştir. Neyse ki park görevlileri hala olayın farkında değiller. Varsın olmasınlar. Köpekbalıkları bölümünde gözlerinizi köpekbalıklarının vahşi dişlerine odaklayacağınız. Bir an sizden bir ısırık aldığını hayal edeceksiniz ama o hayalden hemen uyanacaksınız. Deniz aslanlarının dünyasına yeraltında özel olarak hazırlanmış izleme pencereleri sayesinde yakından bakacaksınız. Sizlerin pencereden baktığını bilen bu şirin hayvanlar türlü numaralarla sizlere hoş anlar geçirtecektir. Penguenler, 500'den fazla bugüne kadar görmediğiniz balık türleri, kalkan balıkları, kabuklu deniz hayvanları ve daha yazamayacağımız pek çok hayvan türü bu akvaryumda çeşitli galeriler içinde sergilenmektedir. Akvaryumun hemen yanında kurulmuş olan Lunapark ise New York tarihinde önemli bir yere sahiptir. Burada öğrencilerimiz değişik oyuncaklara binerek günlerini güzel bir şekilde noktalarlar.

Warner Bros Six Flags Theme ParkWarner Bros Six Flags Theme Park: "En"lerden sıkılmadığınızı biliyoruz. Bunu duyduğunuza çok sevineceksiniz. Dünyanın ikinci, Amerika'nın ise en büyük eğlence parkına hoş geldiniz. Six Flags'ler Yılda toplam 26 Milyon ziyaretçiyi ağırlamaktadır. Yapılan araştırmalarda Amerikalıların %85'i ülke çapında yayılış gösteren 12 Six Flags eğlence parkını tercih etmektedirler. Biz de burayı tercih ediyoruz çünkü bir eğlence parkına gidip değerli saatlerimizi kuyruk bekleyerek geçirmek istemiyoruz. Zaman burada öğrenci için çok ama çok değerlidir, kendisi eğlenmek ister beklemek değil. Burası bütün bir yılın yorgunluğunu ve stresini bir günde atacakları, dolu dolu eğlenecekleri yine "en"lerle dolu bir park. Parka girmeden önce otobüsümüzle hayvanların serbestçe dolaştığı safari parktan geçiyoruz. Burası maymunların, zürafaların hatta ayı yavrularının çekinmeden arabalarınızın yanına kadar sokulup sizlerden yiyecek istedikleri bir bölge. Dikiz aynanızda her an bir "Çarli" ile karşı karşıya gelmeniz sizi şaşırtmasın. Çok yavaş ilerleyerek bu bölümden çıkar ve oyuncakların olduğu parka giriş yaparız. Cesur musunuz? kendinize güveniyor musunuz? çığlık atmayı seviyor musunuz? sınırsız oyuncaklara binmenin tadına varmak istiyor musunuz? O zamWarner Bros Six Flags Theme Parkan takılın bize hayatınızı yaşayın! Merak etmeyin tüm grubun ücretlerini her zamanki gibi yine biz ödüyoruz. Sizlere hiçbir ekstra masraf çıkarmıyoruz. Parkta sizi sevimli kahramanımız Looney Tunes'un vazgeçilmez karakterlerinden Tazmania canavarı karşılar. Bugs Bunny, Tazo,Tweety, Skunk ya da Kedicik ile fotoğraf çektirmek için sıraya girersiniz ve o anı ölümsüzleştirirsiniz. İşte sizleri bekleyen diğer atraksiyonlar. Sırayla tanıyalım: Spinmeister sizi epey sallayacak. Music Express müziğin coşkulu ritmi ile sizi adeta uçuracak, Autobahn hepimizin bildiği çarpışan otomobillerin Alman versiyonu Old Country Games, Looney Tunes karakterlerini kazanma şansı yakalayabileceğiniz bir beceri oyunudur. Parka 1998 yılında katılan Batman & Robin The Chiller, binmek için epey bir düşünmeniz gereken yepyeni bir heyecandır. Dünyanın en hızlı "roller coaster"ı olan Batman & Robin, rekoru bir zamanlar elinde bulunduran ve hala çılgın bir başka oyuncak olan Batman RWarner Bros Six Flags Theme Parkider'dan çok daha hızlıdır ve hızı saatte 120kmdir. 2 ayrı platformdan aynı anda hareket eden yine 2 ayrı araç bulunmaktadır. Batman, mavi raylı olanı 14 katlı bir binanın yüksekliğine eriştikten sonra geri geri giderek geldiği yoldan çıkış noktasına döner. Robin ise, kırmızı raylı olanı, yolcularını 2 defa 360 derece döndürdükten ve 10 katlı binanın yüksekliğine eriştirdikten sonra tekrar geldiği yoldan geri döner. Bu iki çılgınlıktan sonra vücudunuzun fonksiyonlarında fizyolojik değişikleri gözlemeniz normaldir. Batman film çekimlerinde kullanılan meşhur multifonksiyonel siyah arabası (Batmobile), Batman Rider'ın tam önünde sergilenmektedir. Bu arada Batman Rider'a binmek için yol alırken Michael Keaton'ın Batman filminde kullanmış olduğu elbiseyi de göreceksiniz. Stuntman's Freefall fizik derslerinde yabancı olmadığınız 9.8m/s'lik yerçekim kuralı ile sizleri başbaşa bırakan indiğinizde de adınızı bir anda düşünerek bulmanıza yol açan klasik bir Amerikan çılgınlığıdır. Movietown Water Effect 19 kişi ile göle yumuşak iniş yaptığınız bir atraksiyondur. İşte bu noktada öğrencilerimizin yedek elbiseleri devreye giriyor. Merak etmeyin hepsine uyarıda bulunuyoruz ama onları tutabilene aşkolsun. Batman Rider ilk göz ağrımız. Gotham City'de yeralan bu atraksiyonda da ayakkabılarınızın iyice bağlamanız gerekiyor çünkü altınızdan sadece hava geçecek ve yaklaşık 100kmlik bir hızla gideceksiniz, tam 7 defa da döneceksiniz. Studio 28 Arcade, Video oyunlarının oynandığı bir yerdir ama "bu kadar atraksiyon varken video mu oynanırmış?" dediğinizi duyar gibiyiz. Biz hatırlatalım da...Gelelim macera bölümüne African Tower iki kişi ile kullanacağınız kanolarda yönünüzü siz bWarner Bros Six Flags Theme Parkulacaksınız. İyi bir İngilizce'ye sahip olduğunuzu göstermenin tam zamanı. Congo Rapids 12 kişilik koltuklarda yerinizi aldığınızda artık şelalenin içine girmeye hazırsınız demektir. Koala Canyon çocuklar içindir ona binmeyeceğimizi biliyoruz. Asian Tower yine sizlerin yönlendireceği bir kayıkla yapacağınız mistik bir yolculuktur, Irrawaddy Riptide rafting benzeri bir eğlencedir, 5 kişi ile yönetilir, oldukça da zevklidir. North American Tower su kayağı severlerin yeridir, 2 platformda sergilenmektedir. Skull Mountain, türüne dünyanın hiçbir yerinde rastlanılmayan ilginç bir atraksiyondur. Karanlık bir ortamda nereye gideceğini bilmediğiniz bir radara binerseniz ne olur? Cevabı orada siz vereceksiniz. İşte eski bir dost Big Wheel büyük büyük bir dönme dolap. Bu manzaradan hoşlanacaksınız. Diğer çocuk oyuncaklarından bahsetmiyoruz. Gelelim diğer jokerlere. Yaza yaza bitiremiyoruz, gezerek nasıl bitireceksiniz? En büyük olmak kolay değil tabii.

Saw Mill Log FlumeSaw Mill Log Flume Yüksekten bir kütükle akan bir nehire düşmek iyi bir duygu olmalı ya sizce? Chessington World of Adventures'tan tanıdığınız maden treni burada da var. Runaway Mine Train hızlı yolculuk için sizleri bekliyor olacak. Eveeet Viper için 2 değil 3 defa daha düşünmenizi istiyoruz. Kendinizden eminseniz diyeceğimiz yok ama bu bizce parkın en dehşet verici atraksiyonu. Adı üzerinde.. resmen bir yılan. Bu arada kaç defa ters geldiğimizi sayamadık. Deneyin beğeneceksiniz. Hala sağlamsanız sizleri bekleyen bir oyun daha var: Rolling Thunder, size neler olduğunu dahi anlayamadan biten (aslında bitmek bilmeyen) bir hız aracı. Çıkardığı gürültü kulaklarınızı tırmalarken elleriniz emirlerinizi yerine getiremez olur. El Sombrero Meksika tarzında Taz Twister gibi sizleri santrifujde kuruyan bir elbise gibi çevirip duran araçlardandır. Sky Pilot 32 kişilik bir gemi ile yapacağınız hoş bir yolculuktur. Parachute Training Center ve Edwards AFB Jump Tower sizi tatlı tatlı yukarı çıkarır, söyle bir manzarayı gösterir ve sizi tekrar aşağı indirir. Yükseklik korkusu olan öğrencilerimiz için tavsiye etmeyeceğimiz bir oyuncaktır. The Great American Scream Machine aklı başında olan bir insanın cesaret edemeyeceği bir atraksiyondur. Sıkı durun "en"ler yine geliyor. Dünyanın en uzun, en yüksek, en hızlı ve en çabuk döndüren radarlarından biridir. Var mı cesareti olan? Parmakları görür gibiyiz. Otoritelere göre bumerangın üzerine binip uçmak ile bu alete binmek arasında pek fazla bir fark yokmuş. Bizce de öyle. Space Shuttle hepinizin bildiği gondolun ters dönen versiyonu. Dehşet verici değil mi? Ne kadar sakin anlatıyoruz oysa. Centrifuge G-Force anneniz ya da bir büyüğünüz pasta yaparken miksere gözünüz mutlaka takılmıştır. İşte onun ucunda olduğunuzu düşünün. Gerisi sizin hayal gücünüze kalmış. The Right Stuff Mach 1 Adventure Sizlere sesten hızlı uçuş heyecanı tattıracak bir simulatördür. Deneyin beğeneceksiniz. Boardwalk Games Square Looney Tunes karakterlerini kazanacağınız bir oyun merkezidir. Dream Street Arcade Amerikan piyasasına yeni girmiş en "cool" ve en yeni "arcade" oyunlarını içeren bir video-oyun merkezidir. High Striker gücünüzü ispat edeceğiniz bir yerdir. Bu oyun sonunda belki de bir hediye kazanabilirsiniz kimbilir?. Amerikalılar cömert insanlardır. Bir tane hediye kazanacağınızı biliyoruz.

Washington D.C.: Amerika'nın başkentine hoşgeldiniz. Her ne kadar New York için dünya başkenti dediysek de, bu şehrin kendine ait bir karizması vardır. New York'a kadar gelip, dünya ile ilgili önemli kararların alındığı, Dolar'ların arka yüzlerini süsleyen binalarını, devlet büyüklerinin ve politikacıların kentini görmeden gitmek büyük hata olur. Washington ziyaretimizi Amerika'nın elit oteller zincirinde yeralan Best Western Capitol'da bir gece konaklayarak gerçekleştiriyoruz. 2 günlük süre içinde Washington bizlere yeteri kadar gezip inceleme yapabilecek merkezleri sunabilen bir şehir. Potomac ve Anacostia nehirleri arasında kalan başkentte gezimize U.S. Capitol Building ile başlıyoruz. Sanat şahaseri olan bu beyaz binayı herhalde bilmeyen yoktur. National Arboretum ve botanik bahçesi, The Smithsonian grubuna ait olan müzeler adeta bir kültür ziyafetidir. The U.S. Holocaust Memorial Museum özellikle de The National Air and Space Museum, The National Air and Space Museumgenç Deren Koray'lıların en çok ilgi gösterdikleri müzedir. Havacılık tarihinin en güzel örneklerini, gösterilerini ve aydınlatıcı bilgilerini bulunduran bu müze, insanlık tarihinde altın bir sayfa olarak yer alan aya yolculuğu sizlere adeta yaşatır. Bünyesinde pek çok uzay aracını da barındırmaktadır. Uçuş deney laboratuvarları, havacılık ile ilgili fizik kurallarını açıklayan bir çok deneyi ziyaretçilerine sunar. 1 Kasım 1800 tarihinden bu yana Amerika Birleşik Devletleri Başkanının resmi ikametgahı olan White House, U.S. Department of Commerce, The Bureau of Engraving, FBI, Lincoln Memorial, içinde 1963 yılında suikaste kurban giden John Fitzgerald Kennedy'in mozolesinin de White Housebulunduğu Arlington Mezarlığı, Iwo Jima heykeli, The Pentagon, Jefferson Memorial, Tidal Basin, 170 m yüksekliğinde olan The Washington Monument, Reflecting Pool, Downtown Washington, Vietnam savaşında ülkeleri için şehit olmuş askerlerin adlarının yazılı olduğu The Vietnam War Memorial ve The Wall ve Virginia sınırları içinde yeralan 18.yy ve 19.yy'ın başlarında inşa edilmiş eski evleri ile buram buram tarih kokan Alexandria, rotamız üzerinde yeralan ve mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında gelmektedir. Özel otobüsümüz ile yaptığımız gezilerimizin tadı bambaşkadır. İşte bir başka güzel destinasyon daha:

Niagara FallsNiagara Falls: Niagara Şelalelerini kendi gözlerinizle gördüğünüzde buraya neden "Dünyanın sekizinci harikası" denildiğini anlamanız güç olmayacak. Doğanın insanoğluna doyumsuzca izlemesi için hediye ettiği bu güzelliği anlatmak gerçekten çok zor. Niagara'da suların dansını seyredecek, bu manzarayı ölümsüzleştirmek için fotoğraf makinelerinize sarılacaksınız. Three Sisters Island'da Niagara efsanesini dinleyecek, o efsanenin bir parçası olacaksınız. Ayakkabılarınızı çıkaracak, özel keçeden yapılmış ayakkabıları ve yağmurluklarınızı giyerek Hurricane Deck'te şelalenin altına gireceksiniz. Bundan hoşlanacaksınız. Asansörle nehir seviyesine inecek Kanada ve Amerika arasında kalan nehir üzerinde bu defa mavi yağmurluklarınızla yolculuk yapacaksınız. Gemi ile şelalenin nehire karıştığı noktaya ilerleyecek ellerinizi gökyüzüne kaldırarak özgürlüğünüzü haykıracaksınız, doğa ile bütünleşeceksiniz. Hey gençler ! bu sizi yakından ilgilendirecek...Niagara Şelalelerinde de bir Hard Rock Cafe sizleri bekliyor olacak. Kısaca Niagara Şelaleleri'ni seveceksiniz... hem de çok seveceksiniz.. (Niagara görüntüleri 1996 yılı gezi arşivimizde bulunuyor. İleride belki sunucumuza 96 gezisini de ekleyebiliriz)

 

Deren Koray; Türkiye ve Amerika Seyahat Acenteleri Birliği ve Club Friendship Force International Turlink üyesidir.
© Copyright DEREN&KORAY. All Rights Reserved.