 |
Acıktıııııık
! İşte kulaklarımızı çınlatan bildik alarm. Koray Abi? Köfteci yok mu
buralarda? Ya tabi.. Sizin için New York'ta Sultan Ahmet Köftecisini açacaklardı..
Bırakın Türkiye'yi şimdi size nefis bir restorana götüreceğiz dedik ve
hemen karşıdaki restorana girdik. Adı mı? |
| Taco ! Taco
Bell'in en çok sevilen menüsü. Burası Meksika yemekleri yapan bir
fast food restoranı. Özel bir kıymanın içine bol baharat, erimiş kaşar
peyniri, domates, soğan marul yaprağı gibi garnitürler ve ezilmiş
barbunya konuyor. Ekmek yerine bildiğimiz mısır gevreği kullanılıyor.
Yanına da kola.. limitsiz... Ne de olsa kolanın anavatanındayız. |
 |
 |
Taco'larımızı
yedikten sonra sıra New York'u gece gezmeye geldi. İki ayrı şehir sanki.
NYC gece ayrı güzel gündüz ayrı güzel kısacası bu şehir gerçekten çok
güzel. Baksanıza..çiftetelli oynayan herhalde Türk grubu ilk biziz? Var mı
Broadway'da daha önce çiftetelli oynayan? |
| İşte New York'un
kalbi... Times Square ! Buradaki hareketliliği buradan yansıtmamız mümkün
değil. Her tarafta ışıklar, reklam panoları, gökdelenler (as usual
yani), ünlü müzikallere girebilmek için sıra bekleyenler, rengarenk neon
lambaları, |
 |
 |
New York sanki
burada özetlenmiş.. Lüks arabalar, şık giyinen jet sosyetenin üyeleri,
kirli ara sokaklar, köşe başındaki dilenciler, buhar çıkartan logarlar..
bildik New York manzaraları burada... yok yok yani |
| Broadway'in ünlü
müzikalleri. Bilet bulmak dert, beklemek dert, ucuza bulmak daha büyük
dert. İnsanların bıkmasını beklemeniz lazım. O da dünyanın durması
gibi birşey yani imkansız. |
 |