New York'a girerken otobüsümüzde hemen açıklamalar başladık. New York'u her yönü ile öğrencilerimize tanıtmaya devam ediyorduk. Öğrencilerimiz ilginç gördükleri her köşenin fotograflarını çekiyordu..
Bu yazıyı sayfalarımıza yerleştirmeseydik olmazdı. Bu yazıya daha doğrusu uyarıya gerçekten çok güldük. Güvenliğe ne kadar çok önem verdiklerine sadece küçük bir örnek bu.  
East River üzerinde yeralan köprülerden bir tanesinden geçiyoruz. Köprü Brooklyn ile Manhattan'ı birbirine bağlıyor, bizi New York'un kalbine götürüyor. 
Ve işte South Street Seaport'tayız. New York'un en zarif en cici bölgelerinden bir tanesi. Akdeniz çizgileri var burada. İçeride yok yok. Fulton Fish Market öğrencilerimizin en çok sevdikleri yerlerden bir tanesi.
Biraz içeri doğru ilerlediğimizde karşımıza bir deniz feneri çıkacak. Bu fenerin daha doğrusu anıtın manevi değeri çok büyük. 1913 yılında Titanik faciasında hayatlarını kaybeden yolcular için burada dikildi. Yolcular hatırlayacaksanız New York'a ulaşamamışlardı.
Ve işte New York'un diğer sembollerinden bir tanesi: Brooklyn Köprüsü.. Bu köprü 1883 yılından günümüze kadar kaç aracı taşıdı, kaç kişiyi karşı yakaya ulaştırdı? Yeni dünyanın eskilerinden bir tanesi...