 |
Bugün
dersten sonra sıra New York'un sembolünü daha da yakından tanımaya geldi.
Burası adından da anladığınız gibi burası Empire State Building. Biz diğer
firmalar gibi New York'ta binayı uzaktan göstermiyoruz. Görmek önemli değil
içine girip çatıya çıkmak, o manzarayı seyretmek gerek. |
| Haydi
şimdi takılın bize, binayı beraberce gezelim. Lobi oldukça gösterişli
ve Amerika'da olduğunuzu tekrar hatırlatırcasına Amerikan bayrakları ile
süslenmiş. Girişte binanın zirvesinden güneş ışıklarının yayıldığını
gösterir çok güzel gümüş bir işleme var. |
 |
 |
En
üst kata tek seferde asansörle bir türlü çıkmak bir türlü nasip olmadı. Bunun nedeni kan basıncınızın
birden değişmesini önlemek. Asansör o kadar hızlı ki, kat numaratörü hıza
yetişemiyor. Her binada olduğu gibi burada da 13. kat yok. Ve işte son
durak: 86. kat ! |
| Asansörden
çıkar çıkmaz karşımıza hediyelik eşya satan galeri çıkıyor.
Turistler dışardaki manzaranın güzelliğini unutup hemen hediyelik eşya
almaya başladılar. Biz ise sabırsızlanıp hemen kendimizi dışarı attık. |
 |
 |
Çatıda
olası bir intihar girişimini engellemek için her türlü önlem alınmış.
Ziyaretçiler sürekli kamera ile izleniyor. Demir parmaklıklara tırmanmak
imkansız. Güvenlik görevlileri ellerinde telsizlerle sürekli dolaşıyorlar.
Biz ise manzaranın keyfini çıkarmaya başlamıştık bile. |
| İşte
Hudson River, manzaraya baktığınızda aklınıza King Kong'un ara
sokaklarda nasıl dolaştığı geliyor.. Daha doğrusu filmlerin New York'ta
nasıl çekildiğini düşünüyorsunuz. |
 |